Türkçe’deki dil yarası

Kıymetli okurlarım; Bir milletin en büyük hazinesi ne toprağıdır ne de serveti… Asıl hazine, o milletin kendi öz dilidir. Çünkü dil; hafızadır, kimliktir, düşüncedir. Bugün ise farkına varmadan bu hazinenin en değerli parçalarını bir bir kaybediyoruz. En büyük kaybımız da kök kelimelerimiz ve onların taşıdığı derin kavramlardır.

İnsan için dil, yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda onun hafızası, kimliği ve düşünme biçimidir. Kullandığımız her kelime, bizim zihnimizde bir kavram dünyası kurar. Çünkü kelimeler, tek başına birer ses dizisi değil; anlamın ve kültürün taşıyıcılarıdır.

Namık Kemal’in bir sözünü okumuştum: “Dünyanın her tarafında insanlar, kelimelerle düşünür ve kelimelerle konuşurlar. Hafızasında yeterli kelime hazinesi olmayanlar, topluluk önünde konuşamazlar, önlerine konulan metinleri kavrayamazlar, konuşulanları anlayamazlar. Osmanlı’nın zayıflamasının nedeni; Türkçedeki zayıflamadır.”

Nihat Sami Banarlı Türkçenin Sırları adlı eserinde: “Bizim dilimiz bir imparatorluk dilidir, her milletin dili imparatorluk dili olamaz. Çünkü her millet imparatorluk kuramaz.” O bakımdan biz bin yıl beraber olduğumuz Araplardan birtakım Arapça kelimeler, Farslardan bir takım Farsça kelimeler almışız. Onları kendi dilimize, kendi edebiyatımıza uygun hale getirmişiz ve kullanmışız. Bunları tasfiye etmek yanlıştır.

Bu görüşü destekleyen bir başka........

© Milat