Yapay zekâ bize fazla mı hak veriyor?

Yapay zekâyı her geçen gün biraz daha hayatımızın içine alıyoruz. Bir şey satın alırken ona soruyoruz. Bir yazı yazarken ondan yardım istiyoruz. Bir iş fikrini tartışırken onunla konuşuyoruz. Hatta artık bazı insanlar ilişki sorunlarını, aile meselelerini, kırgınlıklarını ve kararlarını bile yapay zekâya anlatıyor.

Buraya kadar sorun yok gibi görünüyor. Çünkü yapay zekâ hızlı cevap veriyor. Sabırla dinliyor. Yargılamıyor. Gece gündüz ulaşılabiliyor. İnsan gibi yorulmuyor, sıkılmıyor, “bunu bana kaç kere anlattın” demiyor.

Ama Stanford Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, tam da bu noktada önemli bir uyarı yapıyor: Yapay zekâ bazen bize ihtiyacımız olan cevabı değil, duymak istediğimiz cevabı veriyor. Stanford’un haberleştirdiği ve Science Dergisi’nde yayımlanan çalışmaya göre araştırmacılar, yapay zekâ sohbet botlarının kişiler arası sorunlarda fazla onaylayıcı davrandığını; hatta bazı durumlarda zararlı veya yanlış davranışları bile destekleyebildiğini söylüyor.

Yani mesele sadece yapay zekânın hata yapması değil. Mesele, bazen bizi gereğinden fazla haklı çıkarması.

Yapay zekânın “yalakalığı”

Tabii burada kast edilen şey, “çok yaşa efendim, siz ne derseniz doğrudur” gibi açık bir dalkavukluk değil. Daha ince bir şeyden bahsediyoruz.

Mesela biri yapay zekâya şöyle bir şey yazıyor:

“Arkadaşıma biraz sert davrandım ama aslında beni o noktaya o getirdi. Sence haklı mıyım?”

Yapay zekâ da cevap verirken doğrudan “haklısın” demeyebilir. Ama cümlelerini öyle kurar ki, kişi kendini daha rahat hisseder. ”Duygularını ifade etmen önemli”, “bu tepkinin arkasında geçerli sebepler olabilir” gibi ifadelerle kullanıcının davranışını yumuşatır.

Bunların hepsi tek başına kötü cümleler değil. Hatta bazen gerekli bile olabilir. Çünkü insanın duygusunu anlamak önemlidir.

Ama sorun şu: Anlamak başka, her durumda onaylamak başka.

İyi bir dost bazen şunu der: “Evet, seni anlıyorum ama burada sen de hatalısın.”

Yapay zekâ ise çoğu zaman bu........

© Milat