Bir marka hikayesi : Nisa İpek |
Dar Sokaktan 10 Bin Metrekareye: Kesici kardeşlerin Marka Hikâyesi
Her gün ortalama 200 ila 300 kargo…
Sadece bir e-ticaret verisi değil bu; arkasında üretim, güven ve yıllara yayılan bir emek var.
Bugün Salih Kesici ve Emre Kesici kardeşler Nisa İpek markasıyla, Tokat’taki 10.000 metrekarelik üretim alanında, üç ayrı fabrikada dokunan ürünlerini, Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına gönderiyorlar. Dijitalde on binlerce kişiye ulaşan, sahada ise yüzlerce komisyoncuyla birlikte büyüyen bu yapı, klasik “küçük esnaf” tanımının çok ötesinde.
Markanın vitrini artık sadece mağazalar değil.
nisaipek.com üzerinden akan siparişler, sosyal medya üzerinden kurulan birebir ilişkiler ve WhatsApp’tan başlayan ticaret zinciri… Hepsi, yeni nesil perakendenin sessiz ama güçlü bir örneği.
Bu hikâye;
“Bir günde kaç kargo çıktı?” sorusunun,
“Bu noktaya nasıl gelindi?” cevabına dönüştüğü bir yolculuk.
Çünkü Nisa İpek’in hikâyesi, sadece yazma ya da eşarp satmanın değil; güven satarak büyümenin hikâyesi.
Ve bu hikâye, bir reklam kampanyasıyla değil;
Baba mesleğiyle, Anadolu disipliniyle ve dijital dönüşümü doğru okuyan bir vizyonla yazıldı.
Bazı markalar reklamlardan doğar. Bazıları da sabahın erken saatinde, bir dükkânın kepenk sesinde… Emre ve Salih Kesici kardeşlerin hikâyesi ikinci türden. Tokat’ta başlayan, yıllar içinde İstanbul’a uzanan ve bugün dijitalin ritmine uyum sağlayarak büyüyen bir üretim ve satış düzeninin hikâyesi.
Karşımızda Emre Kesici var. 1984 doğumlu; Erciyes Üniversitesi İşletme mezunu. “Yaklaşık 30 yıldır bu işi yapıyoruz; baba mesleği,” diyor. Mezuniyet sonrası Bursa ve İstanbul’da şube açma hamleleriyle aile işini büyütüyor.
Marka hikâyelerinde büyüklük bazen “büyüklük” değildir; bir sistemin yerleştiğini gösteren işarettir. Emre Kesici, Tokat Organize Sanayi’de 10.000 m² kapalı alanda üç farklı fabrikadan söz ediyor. Dokumayla başlayan yolculuk, el baskısı derken daha profesyonel bir üretim yapısına evrilmiş.
Bu altyapı, tek başına bir “gösteri” değil; aslında markanın en kritik vaadini destekleyen temel: süreklilik. Çünkü müşteri, özellikle toptan ve yurt dışı işlerinde, en çok şu soruyu sorar: “Bu ürün yarın da var mı?”
İstanbul tarafında başlangıçta hedef “iç pazar ve toptan”. Fakat Emre Kesici’nin ifadesi net: “İvme hep yurt dışına yöneldi. Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Azerbaycan… Oralarda aranan bir marka olduk; hatta gittiğimde taklidi yapılan bir marka olarak zirveye çıkmıştık,” diyor. Fas tarafında ise iş “konteyner bazlı”. Yani küçük........