Amazon’da fırsat var ama herkes göremiyor
Türkiye’de çok sayıda üretici var.
Kaliteli ürün üreten, işini iyi bilen çok firma var. Fakat iş o ürünü dünyaya satmaya gelince aynı güveni göremiyoruz. İç pazarda cesur olan birçok firma, global pazarda çekingenleşiyor.
Çünkü kendi ülkesinde satış yapmakla, dünyanın en büyük pazarlarında satış yapmak aynı şey değil. Türkiye’de müşteriyi tanıyorsunuz, dili biliyorsunuz, süreci biliyorsunuz. Bir sorun olursa telefon açıp çözebiliyorsunuz. Fakat konu Amazon Amerika, Avrupa ya da global satış olunca iş birçok firmaya karmaşık ve korkutucu görünüyor.
Birçok işletmenin aklında aynı sorular beliriyor: “Ya yapamazsak?”, “Ya zarar edersek?”, “Ya süreç çok karışık gelirse?”
Amazon uzmanı Tuğer Akkaya ile yaptığım söyleşide tam da bu noktayı konuştuk. Onun anlattıkları şunu gösteriyor:
Aslında birçok Türk firması, korktuğu için geç kaldığı bir fırsatın dışında duruyor.
Tuğer Bey bunu çok net bir cümleyle anlattı:
“Türkiye’deki üretici kendi toprağında satış yapmayı daha güvenli görüyor. Ama global deyince gözünde büyütüyor. Oysa bu korkulacak değil, öğrenilecek bir alan.”
Bu tespit önemli. Çünkü gerçekten de birçok firma “ürünüm iyi ama ben global pazarı bilmem” diyerek geri duruyor. Oysa bugün e-ticaret artık sadece bulunduğun şehirde, ülkede ya da bölgede satış yapmak demek değil. Doğru ürün, doğru sistem ve doğru sabırla dünyanın başka bir ucuna satış yapmak artık mümkün.
Amazon neden bu kadar önemli?
Tuğer Bey’in altını çizdiği ilk nokta şuydu: Amazon devasa bir ekonomi. Üstelik bu ekonomide sadece Amerikalılar yok. Hatta satıcıların çok büyük bölümü yabancı.
Bu, çok kritik bir detay. Çünkü birçok kişinin kafasında hâlâ şöyle bir düşünce var:
“Orası Amerika pazarıysa, orada yerli oyuncular güçlüdür. Biz dışarıdan gidip zor tutunuruz.”
Oysa Tuğer Bey’in anlattığı tablo tam tersini gösteriyor. “Amazon’daki büyük satıcı kitlesinin önemli kısmı yabancı. Hatta bu kitlenin çok büyük bir bölümü Çin’li satıcılardan oluşuyor. Yani adamlar kendi ülkelerinde üretip sadece kendi pazarlarında kalmıyorlar. Global satışın da büyük bölümünü topluyorlar.”
Burada bizim için çıkarılacak ders net:
Demek ki mesele Amerikalı olmak değil. Mesele doğru sistemi kurmak.
Benim e-ticaret tarafında gördüğüm tablo da buna benziyor. Türkiye’de birçok firma “Ben internetten yurt dışına satamam” diye düşünüyor. Oysa aynı firma iç piyasada ciddi operasyonlar yönetiyor, üretim yapıyor, sevkiyat yapıyor. Aslında iş yapma kabiliyeti var. Eksik olan şey çoğu zaman bilgiyle cesareti bir araya getirebilmek.
Alım gücü yüksek pazarlara açılmak gerekiyor
Tuğer Bey’in dikkat çektiği ikinci önemli konu, müşteri profiliydi. “Amerika, Kanada, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde kişi başına düşen gelir daha yüksek. Bu da şu anlama geliyor: Türkiye’de pahalı gibi görünen bazı ürünler, oralardaki müşteri için daha ulaşılabilir” Diyor.
Bu aslında girişimcinin kulağına küpe olması gereken bir nokta.
Çünkü bazen Türkiye’de fiyat baskısından dolayı rahat satamadığınız bir ürün, global pazarda daha sağlıklı marjlarla satılabiliyor. Yani mesele yalnızca daha fazla satış yapmak değil. Bazen daha değerli satış yapmak da oluyor.
Tam bu yüzden Amazon’a sadece “ürün yüklenen yer” gibi bakmak büyük hata. Orası aynı zamanda bir döviz geliri kapısı. Bir marka inşa alanı. Bir ihracat vitrini.
Devlet teşvikleri de var
Söyleşide dikkatimi çeken başlıklardan biri de teşvik tarafı oldu. Tuğer Bey, Ticaret Bakanlığı tarafında ihracat yapan firmalar için çeşitli destekler bulunduğunu özellikle vurguladı.
Buradaki mantık şu: Türkiye’de üretiyorsun, ürününü dünya pazarlarında satıyorsun, reklam veriyorsun ve satış performansın belli bir seviyeyi geçiyorsa bazı giderlerde desteklerden yararlanabiliyorsun.
Özellikle reklam ve komisyon tarafında bu teşviklerin firmalara ciddi nefes aldırabileceğini ifade etti. Çünkü Amazon’da en çok dikkat çeken kalemlerden biri zaten bu iki başlık: Reklam giderleri ve platform komisyonları. Türkiye’de birçok firma teşvik olduğunu duyuyor ama nasıl başvuracağını, hangi şartların gerektiğini ya bilmiyor ya da araştırmaya üşeniyor. Oysa global satışa ciddi bakılıyorsa bu taraf da en az ürün seçimi kadar önemlidir.
Hangi sektörler için fırsat var?
Bu soruya........
