We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ülke elden gitmeden…

12 2 0
12.05.2022

Eskiden insan, çok kanaatkârdı. Kuşlukta kalkar, sabah namazı ile işe koyulur, yatsıdan sonra yatardı. İşinde gücünde sıradan bir sadelik ve edeple bir hayat yaşardı. Bu sadelik ve edebi de komşularıyla beraber neredeyse mükemmele yakın yaşardı. Tüm bunları, “Allah rızası için ve ahlakım ve irfanım artsın diye” yapardı.

Eskiden insan, iyilik yaptığı gibi kö tülük de yapabilirdi ve yapıyordu da… İyiliğin, olduğu yerde durduğu gibi kötülüğün de olduğu yerde durduğu ve yapıldığı aşikârdı. Bugünün insanının çiğ nefsi gibi eski devir insanın nefsleri de çiğdi. Nefsin çiğliği, her yer ve zamanda daima aynıydı. Bu çiğ nefsler, olur olmadık heva ve heveslerini hiç bırakmazdı. Nefsin, terbiye edildikçe akıllanan, aklı arttıkça dünyanın kötü ve çirkinliğinden vazgeçen bir edebi vardı.

Nefsin; terbiye edilmedikçe tıpkı elma kurdu gibi önce insanı, sonra dini, siyasi, iktisadi, içtimai,..vesaire topluma şekil verici hâkim alanları, daha sonra kurum ve devleti bozup ülkeyi cehenneme çeviren bir özelliği vardır. Böylece nefsin, dünyayı düzeltip güzelleştirdiği gibi bozup çirkinleştirme özelliği, toplum ve kurumlar tarafından unutuldukça ateş dünyayı asla bırakmıyordu. O yüzden insanın yer aldığı, insanı edepsizliğe düşüren ne kadar dert ve sıkıntı varsa dünyada ilk sorguya çekilecek olan bireysel çiğ nefsten başkası değildir.

Nefs, terbiye edilmemişse edebini........

© Milat


Get it on Google Play