Şiirle gelen
Baharla insanın iç dünyası da uyanıyor. Gök, yerle daha sıkı irtibata geçiyor. Yağmur geliyor, can buluyor börtü böcek. Şiir tam da bu mevsimde içimize esenlik veriyor, şiirle değişiyor sesler, şiirle geliyor kuşlar.
Laleler renk renk açıyor, insan ruhu yeniden nefes alıyor. Hele ak zambakların beyazlığı… Sessiz, zarif ve derin bir huzur taşıyor içimize.
Rüzgâra karışan kokular, geçmiş zamanlardan gelen hasret ve tabiatın senfosinin eşsiz ritmine kapılan ruhumuz. Hepsi şiir.
Evet, çiçekler her zaman toprakta büyümez, içimizde de büyür. Şiir de çiçek gibi değil midir? İlgi ve sevgi olmadan şiir gelir mi? Çiçeğin narinliği, şiirin biricikliği. Ak zambak çiçeği de öyledir, biricik. Mevsimi kısa, güzelliği sonsuz…
Bugünün dünyasında şiirle bir araya gelen insanlar varsa hayata dair umut vardır. Şiirle oluşan görünmez bağa tutuna tutuna oluşan dostluklar kalıcıdır. Bu yüzden şiir şölenleri yalnızca sanat etkinlikleri değildir, aynı zamanda ruhun nefes aldığı kültür meclisleridir.
Şiirin kendine has dilinde geçmiş zaman hiçbir zaman eskimez, daima taptaze durur. Yıllar önce yaşanmış bir acı, unutuldu sanılan bir sevinç, çocuklukta duyulan bir ses ya da çok uzaklarda kalmış bir yüz, şiirin içinde yeniden canlanır. Şiir; yalnız zamanı anlatmaz, onu yeniden kurar. Geçmişin üzerini örten tozları kaldırır, hatıraları yeniden gün ışığına çıkarır. İnsan bazen bir........
