Mescid-i Aksa’ya yürüyen kadınlar ve İslam dünyasının sessizliği

Kudüs bugün sadece bir şehir değildir; hafızanın, inancın ve direnişin adıdır. Mescid-i Aksa ise yalnızca taşlardan örülü bir ibadet mekânı değil, ümmetin vicdanını ölçen bir terazidir. Ne var ki bugün bu terazide ağır basan şey, ne yazık ki sessizliktir. Dünyanın başka krizlerle meşgul olduğu, gündemlerin savaş haberleriyle dolduğu bir dönemde Mescid-i Aksa yeniden kapatılıyor, Filistinlilerin ibadeti engelleniyor ve bu büyük acı çoğu zaman görünmez hale getiriliyor.

Bugün Kudüs’e bakıldığında en dikkat çekici manzara, siyasi açıklamalar ya da diplomatik demeçler değildir. Asıl dikkat çekici olan, Mescid-i Aksa’ya ulaşabilmek için dağ yollarını aşan Filistinli kadınlardır. Ellerinde ne güç vardır ne koruma ne de güvenlik garantisi. Buna rağmen kilometrelerce yürüyerek, geceleri gizli patikalardan geçerek, yakalanma ve öldürülme riskini göze alarak Aksa’ya varmaya çalışıyorlar. Çünkü onlar için Aksa sadece bir mescit değil; kimliktir, hatıradır, emanettir.

Nablus’tan Kudüs’e yürüyerek gelen iki kadının hikâyesi, aslında binlerce Filistinlinin ortak hikâyesidir. Yaklaşık 80 kilometrelik yol, normal şartlarda bile kolay değildir. Fakat kontrol noktaları, askerî baskınlar, gözaltı riski ve yolların kapatılması düşünüldüğünde bu mesafe sıradan bir yolculuk........

© Milat