İbadette farkındalık 2 (1)

Geçen yazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz:

Evet, üstadın da belirttiği gibi kulluk, bütün evrenlerin yaratıcısı olan Allah’ı bilmeyi, O’na iman etmeyi ve şükranlarla dolu bir şekilde O’na sonsuz minnet duymayı ifade eder. Çünkü sadece insan değil; görünür-görünmez varlıklar, insan, hayvan, bitki, cansız… Kısacası Allah Teâla dışında her ne varsa ontolojik olarak “kul”dur. Genel anlamda da ibadet, varlığın Yaratıcı olan Allah’a boyun eğmesidir. Ancak insan burada diğer varlıklardan ayrılır zira insan iradi olarak kulluk yapabilen varlıktır.

Kulluk farklı farklıdır. Kulluğun ontolojik olanından ziyade dinî-şer’î olanı değerlidir çünkü şer’i olan kulluk insanın iradesiyle, arzu ve istekleriyle “amelde” bulunmasıdır. Bu kulluk anlayışıyla her amel “ibadet” olarak değer görür.

İbn Arabî’ye göre şer’i olan kulluk bizzat insan içindir; insanın kendi inşasıdır ve kendisine şahitliğidir. Hayr-ı Mahz olan Allah’ın (cc) bizleri sorumlu kılması, bizim ibadetlerde bulunmamızı istemesi bize hayır/iyilik dilemesidir.

Anlayacağınız tesbih; hamd-zikr-şükr olan ibadet hem İslam olmanın sözlü şartı hem de mü’min olmanın şartı olan ‘Kelime-i Tevhid’in gereği “söz-eylem” birlikteliğiyle yapılan bir şahidliktir. İbadet kulluktur, Yüce Yaradan’a kulluğunu hasretmek, yineleme ve yenilemektir. Bunun pek çok şekli ve yolu vardır. Söz konusu edeceğimiz menasık-ibadetlerin ise belli formu, zamanı, sayısı, mekânı hatta detayları dinde belirlenmiştir. Nüsuk anlamındaki ibadet........

© Milat