Hayatın İçinden Kısa Kısa - 99 |
GÖZ HAKKINA RİAYET HASSASİYETİ İŞTE YAŞANMIŞ CANLI ÖRNEĞİ
Osman Nuri Topbaş Üstadımız anlatıyor; “Yıllar önceydi. Hayri baba adında Salih, meczub bir zat vardı. Kendi el emeğiyle yaptığı şeker, badem ezmeleri satardı. Ne zaman geleceği belli olmazdı. Bazen gece yarısı evimize çıkar gelirdi. Gelince, hemen abdest alır. Yatsıyı kılmadım der. Namazını eda ederdi. Hanım, Hayri babaya yemek hazırlardı. O gün tepside tatlı da vardı. Hayri baba bana dönerek, Osman Efendi bu tatlı evde mi yapıldı? Çarşıdan hazır mı aldınız? Bilemiyorum dedim. Bana, yok siz dışarıdan almazsınız dedi. Niye dedim. Dışarıdakiler vitrine konur, fakirlerin gözleri takılır. Göz hakkı olur, diye cevap verdi. Göz hakkını, kul hakkını tanıyan bir dinin mensuplarıyız. Bu kültürden ne kaldı. Kaç tane Hayri baba var merak ediyorum.
Bu yazıyı kaleme alan bendenizin muhterem pederi de 60’lı 70’li yıllarda file yerine, alışverişini bez torba içine yaptığını çok iyi hatırlıyorum. O tarihlerde birçok insanın elinde, bez torba bulunur. İçindekiler görünmezdi. Göz hakkına riayet edilirdi. Aman Allah’ım, neler neler kaybetmişiz.
PEYGAMBER (SAV) HAYATINDAN BÜYÜKLERE HÜRMET........