Gör Bak İçimizde Neler Var
Her devrin kendine has güzellikleri olmasına rağmen, bazen birbirimize kartpostallar gönderdiğimiz zamanları özlüyorum.
Biriktirirdik, karıştırmaktan, seyirden, sevdiklerden gelenleri tekrar işaretlemekten zevk alırdık.
Resimlerdeki sabit dünya hareketlenir, hayali neşelendirir, bambaşka âlemlere sevk ederdi.
Şimdi en berrak, parlak manzaralar, filmler, göz nuru tablolar en ufak bir tesir uyandırmıyor; kısa şaşkınlıkların yerini hemen dudak büküşler, sönüşler, nisyanlar alıyor.
Türlü mukayeseler, birbirinin üstüne binen, çöplüğe dönen görüntüler, kalabalık, çokluk, kurulan paralellikler, karmaşa, hız çarkı ile birlikte dünya küçülüp, basitleşiyor, sihrini kaybediyor.
Alelade bir küreye, bir çocuğun kısa sürede bakıp, bıkıp, elinden attığı, modası geçmiş(!) bir cam yuvarlağa dönüşüyor.
Huzursuz, mutmain olmamış, saldırgan, ıssız kalpler üşüyor.
Sadece, meslekî tatminsizlikten bahsetmiyor insanlar. Doyumsuzluk, umduğunu bulamama, herhalde razı gelmeme, daima tırmanış gösteren arzular her sa(f)hada, kesimde.
Merak, keşif, hayret duygusu, istikbal........
