Pamuk Şekeri

Karşımda bir erkek çocuğu var. 9-10 yaşlarında gibi, esmer ve kilolu bir çocuk bu. Tanıyorum onu. Sınıfın en yaramaz ve tembel olanlarından. O yaşların uzun boylularından bir de; öğretmen hep arka sıralara oturtuyor onu. Gerçi böylece her şey örtüşmüş oluyor; en haşarılar da arkalarda oturtulurlar çünkü.

Kendime bakıyorum bir de; küçük ellerime, fiyonklu ayakkabılarıma ve mavi önlüğümün eteklerine... Tabi keşke bir de ayna olsaydı da çocuk yüzümü görebilseydim o sırada! Hayatın zorluklarıyla neredeyse henüz hiç karşılaşmamış olan, neşeli ve ümitli yüzümü. Fakat, Hak getire... Sınıfta ayna ne gezer?! Ve o sırada, Hababam Sınıfı filminin müziğiyle çalan zilin, teneffüs için değil, evlere dağılmamız için duyulduğunu anlıyorum. Koridorda, merdivenlere doğru koşuşturan çocukların arasında kendime yol açıp ve ben de koşuşturup, okul bahçesine çıkıyorum. Orada beni bekleyen annemi görüyorum. Beni eve o götürürdü. Başta bahsettiğim o çocuğun da hemen arkamdan peşim sıra geldiğini biliyorum bir yandan, ta buraya kadar izimi sürerek... Deli........

© Merhaba Haber