Bir İlkbahar Akşamı

Akşamın griliğinin, gecenin siyahlığına iyiden iyiye dönmeye başladığı saatlerdi. İlkbaharın, yüzünü yaz mevsimine çevirdiği mayıs ayının son günleriydi. Hani öyle bir zamanın akşam vakitleri, kara ikliminde yaşayan ve benim gibi haddinden fazla üşüyen birisi için basbayağı serindi ve tişört giyenlerin deli olduklarını düşünüyordum, üzerimdeki hırkaya daha sıkı sarınıp sokulurken. Neyse ki varilin içinde yanan ateş, çevreyi yalnızca aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda ısıtıyordu da.

Mangal ateşinde pişen tavuk kanatları, vaktiyle sahiplerini uçacak kadar olmasa da yerden havalandırma görevlerini çoktan ve çoktan yitirmiş ama bu kez bambaşka bir işleve sahip olmuşlardı artık: insanların karnını doyurmak. Doğanın döngüsü işte... Suçluluk hissetmemeye çalışıyor ve galiba pek hissetmiyordum da. Onların nasıl ve neresinin yenilebileceğini soruyordum tıpkı hamsi gibi küçük şeyler için de aynı soruları sorduğum gibi. Oysa köfte yemek dolambaçsız ve kolay olanıydı. Daha çok köfteyle doyurmuştum........

© Merhaba Haber