Tarık Çelenk yazdı: Sol’da evrensel vicdan neden görünürdedir?

Son güncelleme: 6 Mart 2026 -

Tarık Çelenk yazdı: Sol’da evrensel vicdan neden görünürdedir?

İslam dünyasında bugünlerde yaşanan trajediler her ne kadar insani ve siyasal görünse de kendi içinde çok ciddi tarihsel, ahlaki ve vicdani sorunları da barındırmaktadır. Sorun yalnızca yöneticilerin suçlanmasıyla açıklanabilecek bir durum değildir. Ortada aynı zamanda bir İslam medeniyeti krizi, teolojinin çıkarlar doğrultusunda yorumlanması ve toplumların özünde taşıdığı ahlaki sorunlar da bulunmaktadır. Tarık Çelenk yazdı: Sol’da evrensel vicdan neden görünürdedir?

Tarık Çelenk, Gazze ve İran gibi İslam coğrafyasında yaşanan trajedilerin yalnızca siyasi liderlerle açıklanamayacağını; bunun aynı zamanda İslam dünyasında yaşanan daha derin bir medeniyet, ahlak ve teoloji krizine işaret ettiğini savunuyor. Çelenk, sol düşüncenin evrensel insan hakları ve eşitlik ilkeleri sayesinde farklı toplumların acılarına daha kolay duyarlılık gösterebildiğini; sağ siyasal gelenekte ise din, millet ve kimlik merkezli siyaset nedeniyle vicdani duyarlılığın çoğu zaman kendi kimlik sınırları içinde kaldığını ileri sürüyor. Sonuçta sorun bireylerin ahlakından ziyade, siyasal ideolojilerin kurduğu düşünsel çerçeveler ve kurumsal yapıların evrensel bir ahlaki dil üretmekteki başarısıyla açıklanıyor.

Bugün haydut güç odaklarının kuralsızca saldırdıkları Gazze ve İran gibi İslam coğrafyası insanları için feryatlar yükselirken, sosyal medyada İslam ümmetinin yeni lideri olarak Katolik sosyalist bir lider olan İspanyol Pedro Sánchez’in adının zikredilmesi bu bağlamda ironik görünse de tesadüf sayılmamalıdır.

Son dönemde İspanyol sosyalistlerinin hem siyaset hem de sivil toplum düzeyinde Gazze’ye uygulanan yardım ablukasına uygulama ile karşı çıkmaları, Filistin devletini tanıma kararı ve İran krizindeki özgün duruşları insanlığın tarihsel vicdanında yerini sağlamlaştırmaktadır.

Aslında sosyalist solun bu tür vicdani refleksleri tarihte bizde de görülmüştür. 1970’li yıllarda Filistin krizinde de benzer bir tablo ortaya çıkmıştı. Dev-Genç liderlerinden merhum Bülent Uluer, Filistin mücadelesine verdiği destek nedeniyle yıllarca İsrail zindanlarında kalmıştı. Hayatı boyunca omuriliğine saplanan bir İsrail kurşunuyla yaşadı; yıllar sonra bu kurşun ölümünün sebeplerinden biri oldu. Hatırlarım, Filistin krizi sırasında bizim sağ mahalledeki ağır abiler, İsmail Cem’in TRT’de kullandığı “Solcu Müslümanlar – Sağcı Hıristiyanlar” betimlemesine oldukça bozulurlardı.

68-70 kuşağı Türk Solu ve sosyalistlerinin bugün ve geçmişe ilişkin hayal kırıklıkları ve eleştirileri olmuştur. Ancak bugün yaşları seksenlere yaklaşan solun ağır abileri bir şekilde hayatın içinde kalmaya devam etmiş, ders almış, anlamaya çalışmış, gelişmiş ve tutarlı hayal kırıklıkları yaşamışlardır. Sağ’ın vicdanı ve bugüne ulaşabilen ağır abileri için ise tekrar edilen menkıbeler, sisteme dahil olmaları veya pehlivan hikâyeleri tarzı dışında bu çizgiyi yakalayabilenlerin çok daha az olduğu görülmektedir. Bunların çoğu da susmayı tercih etmiş ve uzletlerine çekilmişlerdir. Türk sosyalist kökenli liberallerinin İslamcılar, Gülenistler veya Turgut Özal ile ilişkilerinde kronik bir samimiyet krizi veya hayal kırıklıklarından bahsetmek mümkündür. Ancak nakıs görünen bu durum, bence onlarda bir ahlak ve vicdan krizinin yaşanmadığının ayrı bir göstergesidir.

Bu tartışmaların ötesinde temel soru şudur: Türk Solu —özellikle sosyalistler— ve genel olarak evrensel solda fıtri bir vicdan krizi yaşanmazken, sağ siyasal gelenekte bu kriz neden daha sık görülmektedir?

Aklıma gelen ilk cevap, sol düşüncenin evrensel niteliğidir. Sol düşünce kimlik kapanına girmeye daha az elverişlidir. Sağ düşünce ise tersine din, milliyet ve değerleri güçlü bir kimlik kapanı içinde tanımlar.

Sol düşünce tarihsel olarak evrenselcilik iddiasına dayanır. İnsan hakları, sınıf dayanışması ve eşitlik gibi kavramlar kimliğe değil insana referans verir. Bu nedenle sol düşünce doğası gereği kimlik kapanı üretmeye daha az elverişlidir. Filistin meselesinden Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Afrika’ya kadar sol hareketlerin gösterdiği dayanışma refleksi bu evrenselci ahlaki çerçeveyle açıklanabilir.

Sağ düşünce ise tarihsel olarak aidiyet merkezlidir. Din, millet, gelenek ve değerler üzerinden kurulan bir kimlik düzeni vardır. Bu kimlik düzeni mahalle dayanışması üretir; ancak aynı zamanda güçlü bir sınır da çizer. Popülist sağda din evrenselliğini kaybeder ve millileşir; ortak aidiyet veya milliyet ise kendi kimlik kapanı içinde ötekine karşı konumlandırılır. Bu sınırın dışındaki acılar çoğu zaman daha az görünür hale gelir. Sağ siyasetin vicdan krizinin önemli nedenlerinden biri tam da bu kimlik kapanıdır.

Siyaset teorisi açısından bakıldığında bu durum şaşırtıcı değildir. Evrensel insan tanımlı ideolojiler, ahlaki duyarlılığı sınırların ötesine taşıyabilir. Kimlik merkezli ideolojiler ise çoğu zaman ahlakı aidiyet sınırları içinde tutar. Bu yüzden sol siyaset başka toplumların acılarına daha kolay ses verebilirken, sağ siyaset aynı duyarlılığı kendi kimlik alanı dışına taşımakta zorlanır.

Bir başka soru da şudur: Müslüman ülkelerin yöneticileri kimlik kapanı içinde siyaseti sürdürseler bile, en azından Müslüman topluluklara yapılan haksızlıklara karşı neden Katolik Sosyalist Sánchez’in kararlılığını gösterememektedir?

Yazının mantığı içinde bu soruya verilecek tutarlı cevap, meseleyi yalnızca liderlerin iradesi veya cesaretiyle değil yapısal ve zihinsel çerçeveyle açıklamayı gerektirir. Sorun çoğu zaman kişisel kararlılıktan çok siyasetin kurulduğu kurumsal ve ideolojik mimariyle ilgilidir.

Her şeyden önce, bu konuların bir kısmından Türkiye’yi müstesna tutarak söyleyebiliriz ki birçok Müslüman ülkede siyaset güçlü bir kimlik veya kabile retoriği üzerine kuruludur; ancak bu retorik çoğu zaman evrensel bir ahlak diline dönüşmez. Din, ümmet ve kardeşlik söylemi siyasetin meşruiyet kaynağıdır; fakat devlet pratiği çoğu zaman rejim güvenliği, jeopolitik denge ve iç iktidar dengeleri tarafından belirlenir. Bu nedenle Müslüman yöneticiler retorik olarak ümmet vurgusu yapsalar bile pratikte Filistin veya Gazze gibi meselelerde aynı kararlılığı göstermekten çekinebilirler. Çünkü bu tür açık tavırlar küresel güç dengeleriyle, ekonomik bağımlılıklarla ve güvenlik ittifaklarıyla doğrudan çelişme riskini taşır.

İkinci neden, İslam dünyasında modern devletlerin büyük ölçüde postkolonyal ve güvenlik merkezli bir yapı üzerinde kurulmuş olmasıdır. Bu devletler çoğu zaman toplumsal meşruiyetlerini evrensel bir hukuk veya insan hakları dilinden değil, düzen ve istikrar söyleminden üretirler. Böyle bir siyasal mimaride dış politika ahlaki bir tutumdan çok risk yönetimine dönüşür. Oysa Pedro Sánchez gibi Avrupa’daki sosyal demokrat liderler görece daha güçlü kurumsal yapılara ve toplumsal meşruiyete dayanarak dış politikada normatif bir dil kullanabilmektedir.

Üçüncü mesele ise İslam dünyasında sık görülen kimlik siyaseti ile ahlak siyaseti arasındaki kopuştur. Kimlik siyaseti toplulukları mobilize etmek için güçlü bir araçtır; ancak aynı zamanda vicdanı daraltma eğilimi taşır. Çünkü kimlik siyaseti çoğu zaman aidiyet sınırlarını korumaya odaklanır. Evrensel ahlak dili ise bu sınırları aşmayı gerektirir. Bu nedenle birçok Müslüman lider, ümmet söylemini güçlü biçimde kullanmasına rağmen aynı söylemi uluslararası siyasette somut bir ahlaki duruşa dönüştürmekte zorlanır.

Dördüncü bir unsur ise kurumsal sivil toplum ve entelektüel gelenek meselesidir. Avrupa’daki sosyal demokrat hareketler uzun süre sendikalar, üniversiteler, insan hakları örgütleri ve sivil toplum ağlarıyla birlikte gelişmiştir. Bu yapı siyaset üzerinde sürekli bir ahlaki baskı ve kamuoyu denetimi oluşturur. Müslüman ülkelerin çoğunda ise bu tür özerk kurumlar zayıftır. Dolayısıyla yöneticilerin dış politika tercihlerine vicdani baskı uygulayan güçlü bir toplumsal alan oluşmamıştır.

Son olarak burada bir medeniyet krizi boyutundan da söz etmek gerekir. İslam dünyasında teoloji ve siyaset uzun süre birlikte yürümüş; ancak modern çağda bu ilişki sağlıklı bir kurumsal çerçeveye kavuşamamıştır. Teolojik dil güçlüdür; fakat bu dil modern devlet pratiğine çevrildiğinde çoğu zaman ahlaki bir siyaset teorisine dönüşememiştir. Şii dünyada velayeti fakih kurumu veya Sünni dünyada bazı cemaat otoriteleri buna örnek olarak verilebilir.

Bu çerçevede Pedro Sánchez’in Gazze veya Filistin konusunda gösterdiği kararlılık yalnızca bireysel cesaretle açıklanamaz. Onu mümkün kılan şey arkasındaki evrenselci siyasal gelenek, güçlü kurumlar ve normatif kamuoyudur. Birçok Müslüman lider ise kimlik retoriği güçlü olsa da aynı kurumsal ve düşünsel zemine sahip değildir.

Dolayısıyla mesele yalnızca liderlerin cesareti değildir; daha derin ahlaki boyutu da olan bir sorundur. İslam dünyasında siyaset hâlâ büyük ölçüde kimlik ve iktidar yönetimi olarak yürütülürken, Batı’daki bazı siyasal gelenekler —özellikle sosyal demokrat gelenek— siyaseti ahlaki ve evrensel bir dil üzerinden kurabilmektedir.

Sonuçta ortaya çıkan tablo şudur: Solda vicdanın daha görünür olmasının nedeni bireylerin daha ahlaklı olması değil, teorinin kurduğu seküler evrensel ahlak ufkudur. Sağda vicdanın zayıf görünmesinin nedeni ise insanların daha az vicdanlı olması değil, siyasetin kimlik kapanı içinde örgütlenmesidir.

Bu nedenle mesele bir tarafı yüceltmek veya diğerini mahkûm etmek değildir. Asıl sorun ideolojilerden daha derinde yatan evrensel bir ahlaki diskurun ortaklaşamamasıdır.

İran Savaşı 2026 İsrail-Hamas savaşı muhafazakarlık ve sağcılık Pedro Sánchez Türkiye ve Dünya solu

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Tarık Çelenk / Diğer yazıları

Tarık Çelenk yazdı: Bir 28 Şubat yazısı

Tarık Çelenk yazdı | Makris ailesinden bugünün Türkiye’sine gençler ve ortak aidiyet

Tarık Çelenk yazdı: Ne zaman adam oluruz?

Tarık Çelenk yazdı: Niçin kategorik düşünüyoruz?

Tarık Çelenk yazdı | Peki bizi kim kurtaracak?

Tarık Çelenk yazdı: Sivas’ın şehirli kadınları daveti üzerine

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

Kolombiya’dan Berlinale’ye: Şair ve yerli bağımsız filmlerimiz | Barbaros Gökdemir yazdı

Şahin Alpay yazdı: Bir Türk-Ermeni aşk hikâyesi

Doğu Ergil yazdı: Siyasal ahlak ve demokrasi üzerine bir yurttaş manifestosu

Suat Kınıklıoğlu yazdı: İran Kürtleri ve tehlikeli ayaklanma senaryoları

Cevat Düşün yazdı: Laiklik ne değildir?

Suat Kınıklıoğlu yazdı: İsrail’in yeni düşmanı Türkiye mi?

Alişer Delek yazdı: Hamaney’in öldürülmesine sevinmek

Burak Karataş yazdı: Quo vadis?

Levent Baştürk yazdı | Kıyamet siyaseti: Hıristiyan siyonizmi, Mike Huckabee vakası ve Filistin

Haftanın en popüler içerikleri

Gökhan Bacık yazdı | Bir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?”

Ruşen Çakır yazdı: İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu

Alişer Delek yazdı: Hamaney’in öldürülmesine sevinmek

Türkiye’ye yönelen İran balistik füzesi imha edildi

İran savaşında üçüncü gün: Savaş Lübnan’a sıçradı

Devrimden, gücünün en zayıf noktasına: İran’ın dini lideri Ali Hamaney kimdir?

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü

Kadıköy’de karakolda işkence iddiası: Saatlerce dövdüler, kola şişesi sokmaya çalıştılar 

KPSS dosyasını kapatmakla suçlanan eski Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, gizli bölmede yakalandı

Dubai’deki Türkler İran saldırısı sonrası yaşananları anlatıyor: “Türk medyası durumu çok yanlış aktarıyor”

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope