Tarık Çelenk ile Sağduyu (103): Allah insana özgür irade verdi mi?
Son güncelleme: 13 Mayıs 2026 -
Tarık Çelenk ile Sağduyu (103): Allah insana özgür irade verdi mi?
13 Mayıs 2026 Çarşamba
İSTANBUL (Medyascope) – Sağduyu’nun bu bölümünde Tarık Çelenk’in konuğu Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün oldu. Düzgün, İslam düşünce geleneğinde Tanrı merkezli ve insan merkezli evren tasavvurları arasındaki gerilimi değerlendirdi.
Allah insana özgür irade verdi mi? Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün, Tanrı merkezli ve insan merkezli evren tasavvuru arasındaki tartışmayı değerlendirdi. Düzgün, temel sorunun “Tanrı merkezli mi yoksa insanı merkeze alan bir evren tasavvuru mu?” olduğunu belirterek, farklı dini ve felsefi geleneklerin bu dengeyi kurmakta zorlandığını söyledi.
Allah ile alem arasındaki ilişkinin bir türlü düzene oturtulamadığını ifade eden Düzgün, “Ya Allah’ın kudretini koruyacağız diye insanın özgürlüğünü törpüledik (Eş’arilik) ya da Allah’ın insan ve evren için en iyi olanı yaratma zorunluluğunu savunduk (Mu’tezile) ve bu da Allah’ın kudreti hakkında eleştirilere yol açtı. Maturidilik ise Eş’arilik ve Mu’tezile arasında uzlaşma arayışındadır ancak insanın özgür iradesini vurgular” dedi.
Dinin ve Allah’ın konuşulduğu yerde, insan unsurunun mutlaka dahil olması gerektiğini ifade eden Düzgün, “Kant’ın metafiziğe itirazının sebebi de insan unsurunun teolojiden çıkarılmasıdır” dedi.
Bugün konuşulan metafiziğin İçkin Metafizik olduğunu belirten Düzgün, şunları söyledi:
“Aşkın metafizikte Tanrı, insanın ötesinde ve aşkın bir varlık olarak düşünülür. İnsan sınırlı bir varlık olduğu için Tanrı’nın zatı hakkında doğrudan konuşamayacağını kabul eder. Bu nedenle klasik İslam düşüncesinde, özellikle Ebu Hamid el-Gazali, İbn Sina ve Muhyiddin İbnü’l-Arabi gibi isimlerde Tanrı’nın zatından çok sıfatları, isimleri ve tecellileri üzerinden konuşulur. Yani insan, Tanrı’yı ancak dünyadaki yansımaları ve tecellileri aracılığıyla anlayabilir; zatını tam olarak kavrayamaz. Bu yaklaşım, insanın kendi sınırlılığını kabul eden bir metafizik anlayışıdır. Bugünkü içkin metafizik ise farklı bir noktadan hareket eder. Buna göre Tanrı hakkında konuşmak aynı zamanda insan hakkında konuşmaktır. Çünkü Tanrı fikri, insanın kendi varoluşunu, bilincini ve deneyimini anlamasının bir yolu hâline gelir. Böylece aşkın metafizikte hissedilen ‘sınırlılık’, insanın kendisine yönelmesiyle birlikte bir tür ‘sınırsızlık deneyimine’ dönüşür. Yani modern içkin metafizik, Tanrı’yı insan deneyiminin dışında değil, insanın içinde ve insanla birlikte düşünmeye yönelir.”
“Aşkın metafizikte Tanrı, insanın ötesinde ve aşkın bir varlık olarak düşünülür. İnsan sınırlı bir varlık olduğu için Tanrı’nın zatı hakkında doğrudan konuşamayacağını kabul eder. Bu nedenle klasik İslam düşüncesinde, özellikle Ebu Hamid el-Gazali, İbn Sina ve Muhyiddin İbnü’l-Arabi gibi isimlerde Tanrı’nın zatından çok sıfatları, isimleri ve tecellileri üzerinden konuşulur. Yani insan, Tanrı’yı ancak dünyadaki yansımaları ve tecellileri aracılığıyla anlayabilir; zatını tam olarak kavrayamaz. Bu yaklaşım, insanın kendi sınırlılığını kabul eden bir metafizik anlayışıdır. Bugünkü içkin metafizik ise farklı bir noktadan hareket eder. Buna göre Tanrı hakkında konuşmak aynı zamanda insan hakkında konuşmaktır. Çünkü Tanrı fikri, insanın kendi varoluşunu, bilincini ve deneyimini anlamasının bir yolu hâline gelir. Böylece aşkın metafizikte hissedilen ‘sınırlılık’, insanın kendisine yönelmesiyle birlikte bir tür ‘sınırsızlık deneyimine’ dönüşür. Yani modern içkin metafizik, Tanrı’yı insan deneyiminin dışında değil, insanın içinde ve insanla birlikte düşünmeye yönelir.”
din ve inanç özgürlüğü
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Çapa’da kesilen ağaçlardan geriye tek soru kaldı: “506 yıllık cami” aslında neredeydi?
Müge İplikçi yazdı: Geçmiş, bir Hıdırellez dileğidir
Ateşten atlanan, dileklerin tutulduğu bahar gecesinin hikâyesi: Hıdırellez nedir, ritüelleri nelerdir?
Tarık Çelenk / Diğer içerikleri
Tarık Çelenk yazdı: Sezonda Ege’den ülkeye bir pencere
Tarık Çelenk ile Sağduyu (102) | Victoria döneminde İngiltere yükseldi: Türkiye neden geri kaldı?
Tarık Çelenk ile Sağduyu (101): Halide Edip Adıvar üzerinden Türk modernleşmesini anlamak
Tarık Çelenk yazdı: 68 değil, yetmişsekizliler
Tarık Çelenk yazdı: ABD izlenimlerim 2026
Tarık Çelenk yazdı: Dünden bugüne yanlış giden ne?
Haftanın en popüler içerikleri
Amedspor’un kutlamasına katılacak sanatçılar belli oldu
Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu: “Ayrılanlar başka kanallarla anlaştı”
Casusluk davası başladı – Ekrem İmamoğlu: “Absürtlükte sınır tanımayan utanç verici bu rezilliğe karşı savunma yapmayacağım”
Gözde Şeker de Halk TV ile yollarını ayırdı
İBB’ye yeni operasyon: 29 kişi gözaltına alındı
Yarım asırdır çözülemeyen düğüm: Heybeliada Ruhban Okulu açılacak mı, hangi statü ile açılabilir?
Ruşen Çakır yorumladı: Uyduruk bir “casus........
