menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Recep Karagöz yazdı: Einstein’ın uyardığı devlet

44 0
26.05.2026

Son güncelleme: 26 Mayıs 2026 -

Recep Karagöz yazdı: Einstein’ın uyardığı devlet

1948’de yayımlanan bir açık mektup, bugün Gazze’ye bakarken yeniden okunuyor. Einstein ve Hannah Arendt’in uyarıları, İsrail’in kuruluş sürecindeki şiddet ile bugünkü yıkım arasındaki tarihsel süreklilik tartışmasını yeniden gündeme taşıyor.

1948 yılında yayımlanan kısa bir açık mektup bugün yeniden dünyanın gündemine giriyor. Çünkü o metin yalnızca dönemin siyasal tartışmalarından biri değildi; geleceğe bırakılmış tarihsel bir uyarıydı.

The New York Times gazetesinde 4 Aralık 1948 tarihinde yayımlanan bildirinin altında dikkat çekici isimler vardı: Albert Einstein, Hannah Arendt ve dönemin çok sayıda Yahudi entelektüeli…

Mektupta, Menachem Begin’in liderliğini yaptığı Herut hareketi açık biçimde “faşist eğilimler taşıyan” ve “terör yöntemlerini kullanan” bir yapı olarak tanımlanıyordu. Özellikle Deir Yasin Katliamı’na dikkat çekiliyor; sivillere yönelik şiddetin yalnızca askeri değil, aynı zamanda politik ve psikolojik bir araç olarak kullanıldığı vurgulanıyordu.

Bugün Gazze’ye bakıldığında bu metin neden yeniden dolaşıma giriyor?

Çünkü tarih bazen yalnızca geçmişte kalmaz.

Bazen devletlerin siyasal hafızasına dönüşür.

Deir Yasin’den Gazze’ye uzanan hat

1948’de Filistin’in Deir Yasin Köyü’nde yaşanan katliam, Filistin toplumsal hafızasında yalnızca bir saldırı değildir. O olay, kitlesel korkunun, zorunlu göçün ve yerinden etme siyasetinin sembollerinden biri haline geldi.

Aradan onlarca yıl geçti. Fakat bugün Gazze’de yaşanan görüntüler dünya kamuoyunda benzer soruları yeniden gündeme taşıyor: Sivillerin topluca hedef olması, yaşam alanlarının sistematik biçimde yok edilmesi, açlığın savaş yöntemi olarak tartışılması ve insanların sürekli göçe zorlanması…

Bütün bunlar yalnızca “güvenlik politikası” olarak mı açıklanabilir?

Yoksa burada daha derin bir siyasal zihniyet sorunu mu vardır?

Gazze’de yaşananlar artık yalnızca bölgesel bir çatışma olarak değerlendirilmiyor. Dünyanın birçok yerinde hukukçular, akademisyenler ve insan hakları örgütleri bu süreci “soykırım”, “etnik temizlik” veya en azından “soykırım riski” kavramları üzerinden tartışıyor.

Özellikle Uluslararası Adalet Divanı sürecinin ardından bu tartışmalar daha görünür hale geldi.

Mağduriyetin devletleşmesi

Holokost, insanlığa unutulmaması gereken büyük bir ahlaki ders bıraktı. Ancak tarih bazen ağır paradokslar........

© Medyascope