menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Recep Karagöz yazdı: CHP’nin Kürt meselesi testi

3 0
02.02.2026

Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nda yapılan konuşma, CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımında söylemsel bir eşik aşılıp aşılmadığı ve bunun kalıcı bir siyasal yönelime dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Türkiye’de Kürt meselesi, çoğu zaman bir güvenlik başlığı ya da kimlik tartışması olarak ele alındı; oysa mesele, en başından itibaren Cumhuriyet’in kurucu siyasal tercihleriyle doğrudan bağlantılı bir sorun alanıydı. Bu nedenle Kürt meselesi üzerine yürüyen her tartışma, ister istemez devletin nasıl kurulduğu, kimi dışarıda bıraktığı ve bu dışlama biçimlerinin bugün nasıl yeniden üretildiği sorularına dayanır. Cumhuriyet’in kurucu partisi olan CHP’nin Kürt meselesiyle kurduğu sorunlu ilişki de, tam olarak bu tarihsel ve siyasal zemin üzerinde şekillenmiştir.

Bu tarihsel arka plan, CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımında neden kalıcı bir kör nokta oluştuğunu da açıklamaktadır. CHP, uzun yıllar boyunca “devletin kurucu partisi” olma vasfını, Kürt meselesine dair eleştiriler karşısında koruyucu bir kalkan olarak kullandı. Bu tutum, geçmişle yüzleşmeyi geciktirdiği gibi, inkâr ve asimilasyon politikalarının siyasal sorumluluğunun da çoğu zaman görünmez kalmasına yol açtı. Oysa kurucu parti olmak, otomatik olarak kurucu siyaset üretmek anlamına gelmez. CHP’nin temel açmazı, bu iki kavramı birbirine karıştırmasında yatmaktadır.

1921 Anayasası ve Birinci Meclis deneyimi, Cumhuriyet’in kuruluşunda görece çoğulcu bir siyasal imkânın varlığına işaret ederken; 1924 Anayasası ile birlikte bu imkân hızla kapatılmış, Türk ulus kimliği temelinde merkeziyetçi ve tek tipçi bir devlet modeli benimsenmiştir.........

© Medyascope