menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Recep Karagöz yazdı: Avrupa’nın insan hakları söyleminde erozyon

13 10
10.01.2026

Avrupa bugün insan haklarından söz etmeye devam ediyor; ancak bu söylemin hangi coğrafyada, kime karşı ve ne zaman geçerli olduğu giderek belirsizleşiyor. Uzun yıllar boyunca Avrupa’nın uluslararası ilişkilerde insan hakları ve demokrasiye dayalı bir söylem geliştirdiği yönündeki iddia, yalnızca bir normlar bütünü değil, aynı zamanda güçlü bir ahlaki üstünlük anlatısı üretti. Bu anlatı, Avrupa Birliği’nin kendisini askerî güçten ziyade hukuk, değerler ve evrensel ilkeler üzerinden tanımlamasına imkân tanıdı.

Ancak son yıllarda bu söylemin sahadaki politikalarla giderek daha fazla çeliştiğine tanıklık ediyoruz. Özellikle ticaret, enerji ve silah ihracatı gibi alanlarda insan haklarının sistematik biçimde geri plana itildiği; demokrasi söyleminin ise seçici ve koşullu hale geldiği açık biçimde görülüyor.

Avrupa Birliği literatüründe sıkça vurgulanan “normatif güç” yaklaşımı, AB’nin uluslararası sistemi dönüştürme kapasitesini askeri veya ekonomik zorlamadan ziyade normlar yoluyla kurduğunu varsayar. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü bu yaklaşımın merkezindedir.

Ne var ki son on yılda bu çerçevenin giderek retorik bir kabuğa dönüştüğünü söylemek mümkündür. Avrupa, norm koyucu olmaktan çok, normları askıya alabilen bir aktör gibi davranmaktadır. Bu durum geçici sapmalardan ziyade, yapısal bir yön değişikliğine işaret etmektedir.

Avrupa’nın insan hakları söyleminde yaşanan erozyonun en görünür ve en problemli alanlarından biri silah ticaretidir. Avrupa devletleri, kendi hukuk metinlerinde ve ortak dış politika belgelerinde silah ihracatını insan hakları kriterlerine bağlamış olmalarına rağmen, uygulamada bu kriterlerin sistematik biçimde esnetildiği görülmektedir.

Yemen’de sivil yerleşimlerin bombalanması, Mısır’da muhalefetin ve sivil toplumun yapısal olarak bastırılması ya da Güney Kafkasya’da otoriter yönetimlerin tahkim edilmesi, Avrupa’nın savunma sanayi ilişkilerini askıya almasına yol açmamıştır. Bu ilişkiler, çoğunlukla “bölgesel istikrar”, “stratejik ortaklık” ve “güvenlik iş birliği” gibi kavramlarla yeniden çerçevelenmiştir.

Bu çelişkinin en çarpıcı örneklerinden biri ise Gazze’de yürütülen askerî operasyonlar bağlamında İsrail ile sürdürülen silah ticaretidir. Gazze’de sivillere yönelik........

© Medyascope