Önder Özden yazdı: Gürlek’in tapuları ve tarafsızlığın |
Son güncelleme: 27 Mart 2026 -
Önder Özden yazdı: Gürlek’in tapuları ve tarafsızlığın
28 Mart 2026 Cumartesi
Anormalliğin resmileşmesi
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in çeşitli mülklerle olan bağlantılarına dair son tartışmalar, basit bir siyasi polemiğin ötesine geçiyor. Bu mesele yalnızca bir görüş ayrılığı ya da sıradan bir skandal değil. Aksine, giderek daha görünür hâle gelen, tuhaf, tekrar eden ve görmezden gelinmesi zor bir örüntüyle karşı karşıyayız.
Ana muhalefet lideri Özgür Özel’in açıklamalarının ardından tepkiler hızla ayrıştı. Ancak bu ayrışma sanıldığı kadar yeni değil. Bazıları iddiaları sorgulamak yerine önemsizleştirmeyi tercih etti: “Daha önemli meseleler var,” denildi – savaş, güvenlik, ülkenin genel durumu. Bu yaklaşımın ima ettiği şey açık: mülkiyet, servet birikimi ve şeffaflık gibi sorular “yalnızca” tali meseleler.
Başka bir yaklaşım ise – hatta muhalefet bloğu içinde olduğu düşünülen bazı çevreler bile – farklı bir noktadan konuşur gibi görünürken aslında benzer bir sonuca ulaşır. Sürekli kamuoyu önünde olan bir bakanın böyle şeyler yapamayacağı ileri sürülür. Görünürlük, adeta masumiyetin kanıtına dönüşür. Sanki iktidar, kamuoyu önünde olduğu anda iktidar olmaktan çıkıyormuş gibi.
Oysa bu tür bir akıl yürütme, geçmişi unutmamızı bekler.
“Kamuoyu önünde” olan kişilerin karıştığı geçmiş skandalları hatırlamamak mümkün değil. 17-25 Aralık sürecine dair hafıza hâlâ canlı, her ne kadar seçici biçimde hatırlansa da. O dönem bize şunu göstermişti: görünürlük, usulsüzlüğü engellemez; bazen yalnızca onu normalleştirir.
Bu seçici unutma hâli tesadüf değil. Mevcut anlatıyı koruyan bir mekanizma. Hatırlamak bu anlatıyı sarsarken, unutmak onu sağlamlaştırır.
Bu savunmacı tepkilerin yanında, hâlâ klasik anlamda gazetecilik yapmaya çalışanlar da var. Sorular soran, doğrulamaya çalışan, iki tarafı da dinlemeye çalışan gazeteciler. Özgür Özel’in açıklamalarının ardından Akın Gürlek’e yöneltilen sorular bu çabanın bir örneği. Gürlek’in üzerine kayıtlı “yalnızca dört mülk” olduğunu kayıt altına almaya yönelik bir gazetecilik çabası söz konusu.
Bu yanıtın iddiaların tamamını karşılamadığı ve özellikle bakanın içinde bulunduğu iddia edilen karmaşık ilişki ağına yanıt vermediği aşikâr. Ancak buna rağmen, bakana yanıt hakkı tanıyan gazeteci tutumunun kendisi hedef hâline geliyor.
Özellikle sosyal medyada dikkat çekici bir tepki dalgası yayılıyor. Her iki tarafı da aktarmaya çalışan gazeteciler, muhalefet çevrelerinin bir kısmı tarafından eleştiriliyor. Tarafsızlık çabası, gizli bir bağlılık olarak yorumlanıyor. Bakanın açıklamasına yer vermek, “rejime yakınlık” olarak okunuyor.
Bu durum ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir. Oysa gazetecilikte tarafsızlık, tam da iddianın iki tarafına eşit söz hakkı tanımayı gerektirir. Burada sorun nerede?
Sorun, “normal” koşullarda yaşamıyor oluşumuzda yatıyor. Gazeteciler yalnızca kamuoyunu bilgilendirdikleri için hedef gösteriliyor, hapsediliyor. Bunun yakın örneklerinden biri İsmail Arı. Bu koşullar altında iktidarı eleştirmek, skandalları araştırmak neredeyse bir ayağı cezaevi kapısında olmak anlamına geliyor.
Bu durumda tarafsızlık beklentisinin kendisi, tarafgirliğe düşmeden yeniden düşünülmek zorunda.
Meşruiyetin çerçevesi
Bu noktada tuhaf bir tarihsel yankıyı duymamak elde değil. Belki doğrudan bir paralellik değil, ama bir rezonans.
İspanyol sömürgeciler Amerika kıtasına ulaştıklarında yanlarında bir metin getirmişlerdi: 1513 tarihli Requerimiento (Gereklilik ya da Şart Belgesi). İspanyol Krallığı adına hazırlanan bu belge, yerli halklara çoğu zaman anlamadıkları bir dilde — İspanyolca — okunurdu. Hatta kimi zaman ortada kimse yokken bile okunarak “usulen” yerine getirilmiş sayılırdı.
Metin, yerli halklara Hristiyanlığı ve İspanyol otoritesini kabul etmelerini “bildirir”; aksi durumda şiddeti meşrulaştırırdı. Bu çerçevede, Tanrı’nın otoritesini tanımayanlar köleleştirmenin ve şiddetin doğal nesnesi hâline gelirdi. Bildirinin iletilmiş sayılmasıyla birlikte yerli halkların toprakları üzerindeki hakları da fiilen ortadan kalkmış kabul edilirdi. Kazanmanın mümkün olmadığı bir “oyun” yerli haklar için.
Bu belgenin çarpıcı yanı yalnızca içerdiği şiddet değil, kurduğu çerçevedir. Requerimiento, bir gerçeklik sistemi inşa eder. Yerli halkların bunu anlayıp anlamaması önemli değildir; önemli olan, çerçevenin dışında kalan her şeyin gayrimeşru ilan edilmesidir. Bu çerçevenin dışında kalanlar, kendi konumlarını savunma imkânını da kaybeder. Tanrı’nın sözüne o ya da bu şekilde kulaklarını kapatanlar “barbarlığı” seçmişlerdir.
Dolayısıyla bu yalnızca bir şiddet aracı değil, aynı zamanda bir meşruiyet üretme mekanizmasıdır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz durum, bu tür bir çerçeve kurma pratiğinin modern bir versiyonu neredeyse.
Sınırları belirleyen sessizlik
Benzer bir çerçeve işliyor — neyin sorulabileceğini, neyin söylenebileceğini ve neyin yeterli bir yanıt sayılacağını belirleyen bir sınırlar sistemi var.
Bu meşruiyet yapısı içinde “yalnızca dört mülk” açıklamasının yeterli olduğu şart koşuluyor. Oysa bu yanıt, asıl iddiaları karşılamanın yanından bile geçmiyor. Buna rağmen çerçeve, eksik cevapların bile kapanış gibi algılanmasına izin veriyor.
Bu anlam rejimi, sorgulamanın sınırlarını da çizer. Gazetecilerden tarafsız olmaları bekleniyor, ama bu tarafsızlık son derece sınırlı koşullar altında mümkün. Hukuki baskılar, siyasi tehditler ve toplumsal tepkiler, hareket alanını daraltır.
Yönünü bulamayan tepki
Bu durum karşısında kamuoyunun tepkisi oldukça yoğun: öfke, hayal kırıklığı ve hatta ihanet duygusu hâkim. Bir dizi soru doğal olarak gündeme geliyor: Neden daha derin bir araştırma yok? Neden bağlantılar açığa çıkarılmıyor? Neden hikâye başlaması gereken yerde sona eriyor?
Son derece haklı sorular bunlar. Ancak çoğu zaman yanlış adreslere yöneltiliyor.
Zaten kısıtlı koşullar altında çalışan, meşrulaştırmanın bir parçası olmaya mesafe koyan gazeteciler eleştirinin ana hedefi hâline geliyor. Onların eksiklikleri büyütülürken, bu eksiklikleri yaratan yapısal koşullar arka planda kalıyor. Böylece çerçeve bir kez daha dikkati yönlendiriyor.
Bu nedenle tepkiler hem haklı hem de yönsüz.
Bu noktada “daha fazla cesaret” çağrısı yapmak cazip gelebilir. Gazetecilerin daha ileri gitmesi, daha derine inmesi beklenir. Ancak bu beklenti önemli bir gerçeği göz ardı eder: cezaevi, baskı ve tehdit gibi sonuçların olduğu bir ortamda cesaretin de sınırları var. Sorun bireysel cesaret meselesi değil; en nihayetinde yapısal bir sorun.
Belki de mesele, mevcut anlam rejimi içinde daha iyi performans talep etmekten ziyade bu çerçevenin kendisini sorgulamaktır. Eğer tarafsızlık koşulları baştan zedelenmişse, geleneksel tarafsızlık anlayışını sürdürmek yeterli olmayabilir. Çünkü tarafsızlık, mevcut kurumsal ve siyasal çerçeve içinde artık nötr bir ilke değil; bu çerçeve tarafından sınırlandırılmış ve işlevi dönüştürülmüş bir pratik.
Bu, gazetecilik ilkelerinden vazgeçmek anlamına gelmez. Aksine, bu ilkelerin hangi koşullarda anlamlı olabileceğini yeniden düşünmeyi gerektirir.
Öte yandan, iktidarın eylemleri tartışmanın merkezinde kalmalı. Bu yalnızca etik bir mesele değil, aynı zamanda hesap verebilirlik meselesidir. Bir bakanın açıklamaları eksik kaldığında, mesele tarafsızlık değil, sorumluluktur.
“Gereklilik” rejimine karşı
Bugün karşı karşıya olduğumuz şey, bir nevi modern bir “gereklilik” ya da şart rejimi gibi işliyor: neyin meşru olduğunu belirleyen, sınırları çizen, şart koşan bir yapı. Yargı bağımsızlığı çerçevesi dayatılırken, “duyurulurken”, uygulamada masum insanların üzerinde bir kılıca dönüşüyor. Ve iktidarın skandalları karşısında ise aynı yargı mekanizmaları sessiz kalıyor. İçinde yaşadığımız çerçeve bu.
Belki de bugün asıl önemli olan, bu yapının sınırlarını olabildiğince zorlamak. Süreklilik, eleştirel farkındalık ve yerleşik kavramları – hatta “tarafsızlık” gibi görünen en temel ilkeleri bile – yeniden düşünme cesareti gerektirir.
Akın Gürlek’in mülklerine dair tartışma, tekil bir olay değil; daha geniş bir dinamiğin parçası. Tepkilerin, gerekçelendirmelerin ve sınırların iç içe geçtiği bir sistemin göstergesi.
Ve bu anlam rejimi, çerçeve sorgulanmadıkça, yalnızca neyi gördüğümüz değil, neyi görebileceğimiz de belirlenmeye devam edecek gibi.
Akın Gürlek Özgür Özel
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Önder Özden / Diğer yazıları
Önder Özden yazdı | Suikastın politikası: Savaşsız savaşın anatomisi
Önder Özden yazdı: Kurtuluşa bir ilahi
Önder Özden yazdı: Demokrasi ve rakamların yalnızlığı
Önder Özden yazdı – Naiflik üzerine: Birlikte yürümenin imkânı
Önder Özden yazdı: Hatanın kırılgan imkânı
Önder Özden yazdı: Küfrün dili ve konuşmanın riski
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Haftanın diğer yazıları
Selim Kuneralp yazdı: Ortadoğu’da büyük değişim
Behçet Darğın yazdı: Hermann Hesse ve eğitimin çarkları
Cevat Düşün yazdı – Felsefe ve insan: Her sabah, her yenilgi, her pişmanlık bir başlangıçtır
Burak Karataş yazdı: Sergüzeşt-i Zorti
İslam Özkan yazdı: Bildiğimiz Ortadoğu’nun sonu mu?
Hakan Şahin yazdı: Adana’da çok uluslu NATO kolordusunun kurulması ne anlama geliyor?
Doğu Ergil yazdı: Neden okumuyoruz, ne kaybediyoruz?
Recep Karagöz yazdı | CHP ve Kürt meselesi: Cesaret edemeyen siyasetin hikâyesi
Suat Kınıklıoğlu yazdı: İsrail’in yaklaşan sıkıntısı
Haftanın en popüler içerikleri
Kemal Can yazdı: Muhalefetin geniş imkânları
Tarık Çelenk yazdı: İlber Ortaylı’nın ardından
Gazeteci İsmail Arı tutuklandı
Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan 14 kişi emniyete götürüldü
“Psikolojim bozuldu”: İBB dosyası itirafçılarından Ümit Polat duruşmalara katılmamak için dilekçe verdi
İktidara yakın Emre Erciş İBB davasında tanık oldu
Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti: Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan dahil 7 kişi tutuklandı
Mehmet Tatlı yazdı: Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor
Başsavcılıktan mahkemeye Murat Kapki yazısı: Dilekçenin örneğini “ivedi” olarak istedi
Hakan Şahin yazdı: Adana’da çok uluslu NATO kolordusunun kurulması ne anlama geliyor?
Medyascope'un günlük e-bülteni
Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.
Medyascope'u destekle
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni
İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.
İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.
İşlenen Kişisel Verileriniz
İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.
Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:
İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi
Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi
Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi
Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi
Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,
Organizasyon ve etkinlik yönetimi
Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,
Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,
Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,
Sair tüm yasal yükümlülükler.
Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği
Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.
İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.
Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.
Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.
Kişisel Verilerin Saklama Süresi
Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi
Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.
Kişisel Verilerinizin Güvenliği
Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.
Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları
Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.
6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:
• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.
Hak ve Talepleriniz İçin İletişim
Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.
“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.
Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.
Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.
Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.
Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.
Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.