menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müge İplikçi yazdı: Whitney Houston’ın ışığı ve gölgeleri

23 3
04.01.2026

Eski sayılacak bir film… “Ne kadar çok severdim sesini” diye seyretmeye başlıyorum. Kulağımda şarkıları akıp giderken gözüm filmde. “Ve gece çökünce, yalnızlık çağırınca / Biriyle dans etmek istiyorum / Evet, biriyle dans etmek istiyorum / Beni seven biriyle…” Kasi Lemmons’ın yönettiği, Naomi Ackie’nin canlandırdığı 2022 yapımı biyografik drama “I Wanna Dance with Somebody”, Whitney Houston’ı sadece “dünyanın en büyük sesi” olarak değil, kırılganlıkları, çelişkileri ve derin insani ihtiyaçlarıyla bir bütün olarak anlamamızı sağlayan samimi bir portre çiziyor. Film, onun yıldızların içine yükselişini ve trajik düşüşünü anlatırken, bu yolculuğun altında yatan temel dinamikleri işliyor: Kırık bir çocukluk, aidiyet ve koşulsuz sevgi arayışı, kamusal kimlik baskıları ve içsel bir boşluğu doldurma çabası.

Film, Whitney’in hikâyesini, adını taşıyan o ikonik şarkı “I Wanna Dance with Somebody (Who Loves Me)” üzerinden okumamızı sağlıyor. Yüzeyde dinleyeni coşturan, neşeli bir 1980’ler disko şarkısı gibi görünen bu şarkı, aslında onun tüm hayatına yayılan bir çığlığa dönüşüyor: Gerçekten onu seven, onu olduğu gibi kabul eden biriyle bağ kurma, yalnızlıktan kurtulma ve saf bir neşeyi deneyimleme özlemi. Bu özlem, onun kişisel ilişkilerinin ve seçimlerinin de temel dinamiğini oluşturuyor.

Bu arayışın kökenleri, parçalanmış bir aile yapısına dayanıyor. Destekleyici bir anne ve karmaşık dinamiklere sahip bir baba figürünün gölgesinde büyüyen Whitney, temel bir güven ve istikrar duygusundan yoksun yetişen biri olarak karşımıza çıkıyor. Çocukluğundan gelen bu “kırılganlık izleri”, film boyunca peşini hiç bırakmıyor, hem de hiç… Bu boşluğu doldurmak içinse........

© Medyascope