Mehmet Tatlı yazdı: Trump kitlesel imhayı bir doktrine dönüştürürken ABD faşizme teslim
Son güncelleme: 8 Nisan 2026 -
Mehmet Tatlı yazdı: Trump kitlesel imhayı bir doktrine dönüştürürken ABD faşizme teslim
8 Nisan 2026 Çarşamba
ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran medeniyetini bir gecede ortadan kaldırma” tehdidi, salt bir retorik olarak algılanamaz. Tehdidin Trump yönetiminin kurumsal yapısı içinde bir muhalefetle karşılaşması şöyle dursun, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt tarafından normalleştirilmesi, karşımızda faşizme büyük ölçüde teslim olmuş bir ABD devletinin varlığını ortaya koyuyor. Gazze’de başlayıp İran’a sıçrayan bu kitlesel yok etme doktrininin sonuçları yerkürede yaşayan her canlıyı tehdit edecek düzeyde.
Bu yazı ABD ve İran arasındaki ateşkesten önce kaleme alındı
Trump’ın “İran medeniyetini imha etmek” tehdidinin ağırlığını kavrayabilmek için her şeyden önce onu tarihsel bir zemine oturtmak gerekiyor.
Bilindiği gibi 1648 Vestfalya Antlaşması’ndan bugüne devletler uluslararası normları çiğnerken, mütekabiliyet ölçüsünde gerekçeler bulmayı; bunu yapamıyorsa gerçekleştirdiği ihlalleri saklamayı ya da inkâr etmeyi tercih etti. Bu refleksler bir ahlaki kaygıdan çok aslında yapısal bir güvenlik ihtiyacından kaynaklandı. Çünkü ihlali açıkça sahiplenen devlet, benzer güç skalasındaki diğer aktörlere aynı normları çiğneme lisansı veriyor ve kendi güvenliğini garanti altına alan düzeni kendisi dinamitliyor.
Tam da bu yüzden normları açıkça lağvedip İkinci Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen Nazizm, yalnızca bir insanlık suçu olarak değil, devletler sisteminin varoluşsal krizi olarak da kayda geçti. Nazizmin uluslararası sistemde yarattığı krizin aşılabilmesi, yeni bir dünya savaşına ve kırk milyondan fazla insanın hayatına mal oldu.
Bugün geldiğimiz noktada Siyonizm fiilen, Trumpizm ise söylemsel düzeyde Nazizmin aştığı eşiğe gelmiş durumda, üstelik tarihsel selefleri olan Nazilerin bile geçemediği bir pervasızlıkla. Örneğin Naziler savaşın son yıllarına kadar bir gizlilik içinde soykırım faaliyetlerini gerçekleştirirken ABD Başkanı canlı yayında ve alkış eşliğinde bir soykırıma niyetlendi.
Sivil hedeflere saldırının savaş suçu sayılıp sayılmayacağını soran Beyaz Saray muhabirlerine ise Trump, yine Nazilere taş çıkaran bir üslupla bunun umurunda olmadığını söyledi. “Yapabileceklerimin tek sınırı, kendi etik anlayışım” diyen Trump’ın görev süresinin dolmasına hâlâ üç yıl bulunuyor. Yarattığı kaos ise sekiz milyar insanın üstüne bir gölge gibi düşmüş durumda.
Bu gölgenin boyutunu daha da karanlık kılan şey ise Trump’a karşı uluslararası herhangi bir tepkinin yokluğu. Binlerce yıllık bir medeniyeti bir gecede yok etme tehdidine karşılık bir kınama bir yana, diğer liderlerden akılda kalan tek bir yanıt bile gelmedi.
10 milyon komşu Kürt’ün yanı sıra yaklaşık 25 milyon Azerbaycan Türk’ünün yaşadığı İran’a yönelik bu kitlesel yok etme tehdidi için Erdoğan bile sadece “tasvip etmiyoruz” diyebildi.
Bu sessizliği yalnızca devletlerin ve uluslararası mekanizmaların güçsüzlüğü ile açıklamak sığ kalıyor. Sessizliğin daha rahatsız edici bir okuması var; emperyal geleneği olan bazı devletler, normatif düzenin çöküşünü kendi jenosidal ya da otoriter opsiyonlarını açık tutmak için sessizce karşılamayı tercih ediyor olabilir. Pekin’in Uygur politikasından Moskova’nın Ukrayna’daki saldırılarına, Delhi’nin Keşmir’deki baskısından Türkiye’nin Kürt sorunundaki geleneksel pratiklerine, birçok başkent için Trump’ın normatif yıkımı bir tehdit olduğu kadar kendi ihlallerini meşrulaştıran bir emsal teşkil ediyor. Güvenlik mekanizmalarının tamamen tasfiye olduğu bu yeni düzende her aktör için kendi düşmanlarıyla hesaplaşmak üzere yaptırımlardan arınmış bir portal aralanıyor. Nitekim iki dünya savaşında da en az cephede ölen asker sayısı kadar cephe gerisinde sivil katliamları gerçekleşti.
Bildiğimiz ABD artık yok!
Kuşkusuz bu noktaya bir günde gelinmedi; bugünkü tablo, sistematik bir aşınma sürecinin son halkası. Trump’ın birinci döneminde NATO ve Uzak Asya’daki müttefiklerine yönelttiği mali baskılar ve Körfez’le yaşadığı gerilimler, müttefiklik kavramını içeriden aşındıran ilk halkaydı. Trump’ın 20 Ocak 2025’te başlayan ikinci dönemi bu süreci üç ana kavşakta kristalleştirdi.
Mehmet Tatlı yazdı – ABD faşizme kayıyor
İlk kavşak, göreve geldikten sadece bir ay sonra Ukrayna lideri Zelenskiy’nin Beyaz Saray’da maruz kaldığı azarlanma ile geçildi. Şubat 2025’te Beyaz Saray’da yaşananlar NATO çerçevesindeki güvenlik garantisinin koşulsuz işlemediğini teşhir etti ve müttefiklik statüsü ile Beyaz Saray’a siyasi itaat arasındaki perdeyi kaldırdı.
Bu itaat mantığı Ortadoğu’da çok daha yıkıcı bir form aldı. Trump’ın İsrail’in açık bir soykırım gerçekleştirdiği Gazze’de “riviera” fantezisi ve Eylül 2025’te İsrail’in Katar gibi ABD müttefiki ülkelere yönelik saldırılarına Washington’ın gösterdiği sessizlik, ABD’nin Körfez ortaklıklarını hem fiilen hem de moral olarak lağvetti. Bu durum uluslararası sistemde ABD için meşru görülen “jandarmalık” misyonunun yerine “haydutluk” algısının yerleşmesine sebep oldu.
ABD’nin İsrail ile beraber İran’a saldırması ise bu aşınma zincirinin üçüncü ve şimdiye kadarki en sert halkası. İran’a yönelik kitlesel imha tehdidini yalnızca “Hürmüz Boğazı’nı açtırmak” gerekçelendirmek, gelmekte olana gözünü kapatmak anlamına geliyor. Nitekim İran savaşında ABD’nin konvansiyonel gücünün sınırları teşhir oldukça, Trump bu sınırları bir soykırım retoriğiyle örtmeye çalışıyor. İran krizinde zor durumda kalan ve yardım talebi NATO üyeleri tarafından reddedilen Trump’ın gösterdiği “medeniyet imhası” refleksi aslında tanıdık: Kapasitesi daralan her imparatorluk, daralan kapasiteyi telafi etmek için içerde ve dışarda şiddetin dozunu artırır. Tarih bunun düşüşe geçen imparatorlukların klasik panik refleksi olduğunu gösteriyor.
Aynı şekilde Trumpizmin küresel ölçekte bırakacağı hasarı yalnızca ABD’nin “güvenilir caydırıcı statüsünün erozyonu” olarak okumak fazlasıyla yüzeysel kalır; zira çöken şey caydırıcılığın çok ötesinde bir iç ve dış mimaridir.
Soğuk Savaş sonrası ABD hegemonyası, askeri ve ekonomik kapasitesinin yanı sıra normatif bir çerçeveye yaslanıyordu. Bu çerçeve, kuralları fiilen ihlal eden bir ABD’yi bile sistemin meşruiyet üreticisi konumunda tutabiliyordu; çünkü ihlaller söylemsel düzeyde tanınıyor, eleştiri kanalları açık kalıyor, hesap sorma talepleri kurumsal zemine taşınabiliyordu. Vietnam ve Irak bu mekanizmanın en zorlandığı momentlerdi, ama sistem tuttu. İçerde neredeyse tüm demokratik işleyişi rafa kaldıran Trump’ın dışarda soykırım tehdidiyle birlikte çöken şey bu normatif mimarinin kendisi.
Çöküşün en somut tezahürlerinden biri tam da askeri düzlemde görülüyor. Trumpizmin Japonya’dan Kanada’ya kadar tüm müttefiklerine yönelik “ücret karşılığı güvenlik” tarifesi de İran savaşıyla fiilen çöktü. Trump’ın daha birkaç ay önce, şaşalı gezilerle trilyon dolarlık anlaşmalar imzaladığı Körfezdeki müttefiklerini İran saldırılarından koruyamaması, ABD’nin konvansiyonel askeri kapasitesindeki daralmanın en çarpıcı göstergesi. Geldiğimiz noktada ne “parasını ödemiş” müttefiklerini koruyabilen pratik bir güvenlik şemsiyesi var, ne de böyle bir irade.
Bu normatif ve askeri çöküşün birleşik etkisi, ABD’nin “eski” müttefiklerinde henüz açık diplomatik söyleme yansımamış olsa da yönü giderek anti-Amerikancı bir istikamete kapı aralayan bir refleks üretiyor. Avrupa başkentlerinde savunma harcamalarının sıçraması, Türkiye-Pakistan-Mısır-Suudi Arabistan hattındaki savunma diyalogları, Ukrayna ile Körfez ülkeleri arasında özellikle insansız hava araçları konusundaki stratejik işbirliği arayışları ve Türkiye-Avrupa yakınlaşması… Son bir ayda gerçekleşen tüm bunlar ABD’nin normatif çöküşünün ürettiği boşluğa verilen erken tepkiler.
Fakat bu tepkilerin yalnızca güvenlik boşluğunu doldurmaya yönelik olduğunu düşünmek eksik kalır. Avrupa’nın stratejik otonomi tartışmaları, Körfez’in Çin ve Rusya ile dengeleme arayışları aynı zamanda normatif boşluğu da doldurmaya çalışıyor: ABD’nin terk ettiği “kurallara dayalı düzen” söylemini sahiplenecek yeni bir meşruiyet üreticisine ihtiyaç var. Bu pozisyon için Türkiye’nin de içinde olduğu bazı aktörler tarafından sessiz ama yoğun bir diplomasi de başlamış durumda.
Batılı müttefikler ve bölgesel güçler bu boşluğu doldurmaya çalışırken, Küresel Güney’de tablo daha katmanlı bir görünüm arz ediyor. Onlarca yıldır ABD’nin USAID, VoA gibi yumuşak güç araçlarıyla ürettiği “değerler” söylemi, askeri müdahale politikalarını meşrulaştıran bir örtü işlevi gördü. Bu örtünün kalkması ABD’nin kendisini bir tehdide dönüştürürken Çin ve Rusya’nın sunduğu alternatif çerçevelerin meşruiyet zemininin güçlenmesine kapı aralıyor. Ancak bu çerçevelerin kendileri de normatif bir teklif taşımadığı sürece, ortaya çıkan şey yeni bir düzen değil, faşizme kapıyı sonuna kadar aralayan bir düzensizlik rejimi olacak.
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Mehmet Tatlı / Diğer yazıları
Mehmet Tatlı yazdı: Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor
Mehmet Tatlı yazdı: Latin Amerikalılar Trumpizmi ABD stadyumlarında yargılamaya hazırlanıyor
Mehmet Tatlı yazdı: Sürecin birinci yılında Kürt hareketi nereye?
Mehmet Tatlı yazdı: Selahattin Demirtaş DEM Parti’nin neresinde?
Mehmet Tatlı yazdı – ABD faşizme kayıyor: Türk aydınına bir çağrı
Mehmet Tatlı yazdı – İstenmeyen hatıralarınızdan kurtulun: Türkiye siyasetinin Erdoğan’dan güçlü 1605 kişisi
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Haftanın diğer yazıları
Tarık Çelenk yazdı: Mahalle niçin muhalefete oy versin?
Cevat Düşün yazdı | Tefsircilik salgını: Müstağrip ve hamasi aydınlar üzerine
Yener Orkunoğlu yazdı: Kennedy suikastında Siyonist Lobi + CIA + Pentagon + Mafia işbirliği
Gökhan Bacık yazdı: Türkçe “kutsal” dini metinler
Kemal Can yazdı: Siyasette duygu durumu
Gülener Kırnalı yazdı | Savaşın görünmeyen cephesi: Ortadoğu’da hayatın çöküşü
Sabri Ciğerli yazdı | Musti Kusti’nin ışık tuttuğu gerçeklik: “Türkler ve Kürtler birbirini tanımıyor”
İsmail Fatih Ceylan yazdı: Fethullah Gülen ABD’ye giderken
Ruşen Çakır yazdı: Çözüm sürecinin önündeki en ciddi sorun: Öcalan’ın statüsü
Haftanın en popüler içerikleri
Gökhan Bacık yazdı: Türkçe “kutsal” dini metinler
Selim Kuneralp yazdı: Avrupa’ya dönme zamanı
Diyarbakır’da 20 TL’ye aldığı biberi 250 TL’ye satan zincir market şubesi ortaya çıktı
Geçirdiği 13 yılın ardından şehirden ayrılan yabancı bir gazetecinin vedası: “İstanbul’un karanlığa sürüklenişi”
İsmail Fatih Ceylan yazdı: Fethullah Gülen ABD’ye giderken
İBB davasının 15. günü: 18 kişi tahliye edildi
Ruşen Çakır yorumladı: Yılmaz Özdil olayı bize neler söylüyor?
Ruşen Çakır yorumladı: Ekrem İmamoğlu’nun karnesi
Üsküdar Belediyesi’ne operasyon: Servis edilen görüntüye dair yeni bilgi
Yılmaz Özdil Sözcü TV’den istifa etti
Medyascope'un günlük e-bülteni
Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.
Medyascope'u destekle
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni
İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.
İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.
İşlenen Kişisel Verileriniz
İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.
Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:
İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi
Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi
Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi
Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi
Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,
Organizasyon ve etkinlik yönetimi
Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,
Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,
Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,
Sair tüm yasal yükümlülükler.
Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği
Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.
İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.
Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.
Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.
Kişisel Verilerin Saklama Süresi
Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi
Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.
Kişisel Verilerinizin Güvenliği
Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.
Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları
Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.
6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:
• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.
Hak ve Talepleriniz İçin İletişim
Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.
“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.
Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.
Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.
Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.
Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.
Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.
