Kemal Can yazdı: Suriye’de olanın adını koymak

Siyaset ve özellikle de dış politika, her zaman komplo teorilerinin cirit attığı bir zemin olageldi. “Kapalı” bir oyun sahnesi gibi görüldüğü için, bu alanın bilgisine sadece “özel” kanallar yoluyla erişilebileceği, “yüksek zeka” ile yorumlanabileceği ya da ancak çok kuvvetli şablonlarla açıklanabileceği inancı yaygın. Çok müracaat edilen “saha realitesi” ya da “sosyoloji” de, elitlerin hamlelerinin malzemesi olarak resme girebiliyor. “Büyük resimler”, gizli ajandalar, saklı niyetler, kapalı kapılar ve perde arkası; hep görünenin arkasındaki derin gizemi, karmaşık tezgâhları hatırlatıyor. Oysa yeni iktidar biçimi, bu “arka plan” ağırlığını, görünen (zahir) ile gizli (batın) niyet arasındaki hiyerarşiyi epey değiştirmiş durumda. Artık kaba gerekçeler ve rasyonellik sayılan kötü niyetler, çok daha doğrudan ifade ediliyor. “Yurtta ve dünyada açıklık” günleri başladı. Düzeni değiştirmek yerine başka türlü sunarak bir kavramsal ve kurumsal söküm yapılıyor. Ancak bu sere serpe hâl, işi pek de kolaylaştırmıyor. Her şeyin adının anlamı kaybedilince, bir şeyin adını koymak sonuca varmıyor.

Davaların veya operasyonların arkasındaki “siyasi” niyetler, paranın (kaynakların) kim için var, kim için bulunamaz (kullanılamaz) olduğu; yasaların kimin için geçerli olup kimi bağlamadığı, herhangi bir şüpheye yer kalmayacak ve kimsenin saklamaya çalışmadığı kadar açık. “Milli çıkar”, stratejik öncelik gibi meselelerin nasıl “sayısal” dile çevrilebildiği görülüyor. Hiçbir ideoloji, ahlak, ilke veya tutarlılık filtresi tanımayan bir “yapma” şehveti söz konusu. Sadece düzene bağlı olanların değil, karşısında yer aldığı iddiasındakilerin de ayarı bozuluyor. Bir ülkeye dış müdahalenin fenalığından bahsedenler, komşu bir ülkeye her türlü girmeyi “jeopolitik” hak görebiliyor. “Bırakınız yapsınlar” aklının, “tutmayın beni” diyen —milli ve küresel, parasal ve siyasal— “çökme ekonomisine” dönüştüğü anlaşılıyor. Dolayısıyla emperyalizmin veya faşizmin, en gözü dönmüş iktidarların, basit bölgesel dizayn faaliyetlerinin saklamak istedikleri, artık çok daha az. En yakası açılmadık niyetler, hesaplar, çok daha açık biçimde söyleniyor ve böyle yapıldığında daha kuvvetli, daha inandırıcı veya etkili hâle geliyor.

“Süreç” ve Suriye bu konuda iyi bir örnek. Süreç —taraftar olan ve karşı olan ayırmadan— başlangıçtan itibaren, “arka plan” ve “saklı niyet” perspektifiyle kapalı bir oyun gibi yorumlandı. Hem işkillenenler hem de heveslenenler, söylenenlerden ziyade —anlamayanların zekâsıyla alay etmek veya kül yutmaz görünmek için alenilik iddiasından vazgeçmeden— hep “perde arkasını” dikkate aldılar. Bir kesim, sürecin basit bir siyasi aritmetik operasyonu veya emperyalistlerin planı için PR faaliyeti olduğunu savundu. Diğer grup ise değişen küresel ve bölge dengelerinin yarattığı “tarihi” fırsatlara odaklandı, iyimser mecburiyetler vehmetti. Ancak, “ABD Suriye’de Kürt devleti kuruyor” iddiasından, “büyük satış” kutlamalarına çok çabuk geçildi. İsrail ile kimin daha yakın olduğu bir türlü açıklık kazanmadı. Kandırma-kandırılma meselesi de hep gündemdeydi. On beş ay önce........

© Medyascope