menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gökhan Bacık yazdı: Türkiye’de milliyetçiliğin reformu meselesi

13 1
25.10.2025

Türkiye’de milliyetçilik güçlü bir ideoloji. Bunu bir veri olarak kabul etmek gerekiyor. Hal böyle olunca, milliyetçi olup olmamanın gerekliliğini tartışmaktan ziyade, bu güçlü ideolojinin Türkiye’de nasıl modern, demokratik ve müreffeh bir toplumun kurulmasına katkıda bulunabileceği sorusu öne çıkıyor. Bir bakıma, milliyetçi olalım olmayalım, Türkiye’de milliyetçiliğin serencamı hepimizin meselesidir.

Bu bağlamda, Türk milliyetçiliğinin temel sorunu, büyük ölçüde geçen yüzyılda ve özellikle Soğuk Savaş döneminde kurgulanmış ideolojik kalıplarını sürdürmesidir. Elbette her ideoloji geçmişinden ve kökeninden esinlenmeye devam eder. Ancak şartlar değişmiştir ve milliyetçiliğin Soğuk Savaş’tan ziyade günümüz koşullarına göre yeni pozisyonlar alması gerekmektedir. Tabiri caizse, tıpkı İslamcı düşünceden beklenen “tecdit”/yenilenme, milliyetçilerden de beklenmelidir.

Milliyetçi cenahın elbette güçlü ve kendine özgü bir entelektüel birikimi vardır. Dolayısıyla “milliyetçilere milliyetçilik öğretmek” niyetinde olmaksızın, dünyadaki literatürden de esinlenerek birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

Türk milliyetçiliği millet (ve devlet) merkezli bir düşüncedir. Millet merkezli olmak elbette bir vatan düşüncesini de içerir. Ancak bu vatan düşüncesi, daha çok 19. yüzyılın sonunda oluşmaya başlayan bir algı üzerine tanımlanmıştır. Namık Kemal’in vatan kavramından anladığı ile günümüzdeki yirmi yaşında bir Türk vatandaşının anladığı arasında farklar vardır. Eğer milliyetçi düşüncede bir restorasyon yapılacaksa, millet ve ülke/yurt arasında bir denge kurulması gerekiyor. Bugünkü milliyetçilikte millet düşüncesi, vatan kavramını gölgede bırakıyor. Sonuç olarak, Türk milliyetçiliğinde vatan kavramı kutsal ama soyuttur. Bu kavramın somut olarak neye tekabül ettiği belirsizdir.

Burada gerekli olan, Türk milliyetçiliğinin ülke/yurt kavramını daha çok vurgulaması; ancak bunu yaparken dış tehditlerden çok iç sorunlara odaklanmasıdır. Yani vatanı sadece “harici” düşmanlardan korumak üzerine inşa edilen bir yurt anlayışı artık yeterli değildir. Nihayet bunun sonucu olarak, vatan sevgisinin ülkenin ağaçlarına, nehirlerine, göllerine vurgu yapacak şekilde genişletilmesi gerekiyor. Yani vatan kavramı içine doğa sorunları, zeytin ağaçlarının kesilmesi, her dereye baraj yapılması gibi meseleler de dâhil edilmelidir. Bugün Türkiye’de zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı bir protesto düzenlendiğinde karşımıza genellikle sosyalistler ve çevreciler çıkıyor. Burada bir sorun yok. Ancak zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı çıkmak ile Türk milliyetçiliği arasında bir bağlantı kuramıyor olmamız........

© Medyascope