Gökhan Bacık yazdı: Normatif çerçeve, pratik ve Türkiye’nin durumu
Latin Amerika çalışmayan bizlerin yapabileceği yegane şey gelişmeleri bu bölgeyi çalışan uzmanları takip ederek anlamaya çalışmak.
Ancak Venezuela’daki son gelişmeler salt bu bölge ile ilgili değildir. Hadise hem genel uluslararası sistem hem Türkiye ile ilgili. Dolayısıyla gelişmelerin sistem ve Türkiye düzeyinde etkileri bağlamında kamusal tartışmaya katılmak mümkün.
Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler alanındaki temel doktrinlere bakıldığında şu çok açıktır: Bir devletin başka bir devletin iç işlerine müdahale etmesi ve orada rejim değişikliğine yönelmesi kabul edilemez. Böyle bir müdahalenin hangi bölgede gerçekleştiğinin normatif açıdan bir önemi yoktur. İlke düzeyinde, bir ülkenin başka bir ülkenin iç işlerine karışması uluslararası hukukun yerleşik anlayışına göre yanlıştır.
Ancak bu tespit normatif düzeyle sınırlıdır. Pratikte, yani devletlerin fiili davranışlarına bakıldığında, tutarlılık aramak çoğu zaman anlamsızdır. Devletler gelişmeleri kendi çıkarları açısından değerlendirir. Bu nedenle her olaydan sonra “şu ülke dün ne yaptı, bugün ne yapıyor” türünden eleştiriler kulağa hoş gelse de büyük ölçüde boş tartışmalardır.
Normatif çerçeveye göre temel ilke “başka ülkeye müdahale etmemek” olsa da pratik, bunun seçici biçimde uygulandığını gösterir. Devletler bir yandan bu ilkeyi kabul ediyormuş gibi davranır, diğer yandan güçleri ve siyasi çıkarları ölçüsünde fırsat bulduklarında başka ülkelerin iç işlerine müdahil olurlar. Dolayısıyla Amerika’nın Venezuela’da yaptıkları, yeni değil; uzun süredir devam eden bu seçici müdahale pratiğinin güncel bir örneğidir.
Türkiye de bu tablonun dışında değildir. Türkiye’de her uluslararası gelişmenin ardından güçlü bir ahlak tartışması yükselir; oysa bu açıdan Türkiye’nin diğer ülkelerden pek farkı yoktur. Yaklaşık bir yıl önce Amerika öncülüğündeki Suriye’de rejim değişikliği girişimi Türkiye’de geniş kesimlerce desteklenmiş, Türkiye de bu yönde elindeki imkanları kullanmıştır. Bugün ise kendi vatandaşlarının yaşamadığı Kuzey Suriye’deki Kürtlerin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda müdahil olmaya çalışmaktadır. Bu tablo, Türkiye ile diğer ülkeler arasında ilkesel bir fark olmadığını gösterir.
Hangi ülkeyi ahlaki açıdan sorgularsanız sorgulayın, verilen cevap........
