Doğu Ergil yazdı | Diyalog: Zaman, sınırlar ve yanılsamalar aynasında Türkiye |
Hakikat Arayıcısı: Hocam, herkes dünyada 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin dağıldığını söylüyor. Ama kimse gidişin nereye doğru olduğunu tam olarak tarif edemiyor. Sizce gerçekten yeni bir düzen mi kuruluyor, yoksa sadece büyük bir kaos mu geliyor?
Hoca: Kaos dediğin şey çoğu zaman yeni düzenin henüz adını koyamadığımız hâlidir. Dünya düzensizleşmiyor; alıştığımız düzen çöküyor. Ve insanlar çöküşü, doğası gereği, kaos sanıyor.
Hakikat Arayıcısı: Yani olan biteni liderlerin deliliğine, krizlerin tesadüfüne bağlamak bir yanılgı mı?
Hoca: Evet. Çünkü yapısal çöküşle yüzleşmek, bireysel hatalardan daha ürkütücüdür. Bir lideri suçlamak kolaydır; bir çağın bittiğini kabul etmek zordur.
Hakikat Arayıcısı: Plaquevent’in söylediği şey de bu mu? Küreselcilik bitti, yerine kıtasal paylaşım geliyor mu gerçekten?
Hoca: Plaquevent bir gelecek tahmini yapmıyor; bir eşik tarif ediyor. Diyor ki: Küresel normlar artık büyük güçleri engellemiyor. Hukuk yerini sınır korumaya veya belirlemeye; ahlâk yerini çıkar tanımına bırakıyor. Bunu yeni bir ahlsâksızlık olarak yorumlayanlar var ama işin aslı, eski düzenin işlemez hâle gelmesi.
Hakikat Arayıcısı: Hocam, “paylaşım” kelimesi ürkütücü. Sanki gizli bir komplo varmış gibi…
Hoca: İşte en büyük yanlış burada. Paylaşım bir masabaşı olayı değildir, bir süreçtir. Haritalar bir gecede çizilmez. Önce fiilî durumlar oluşur, sonra onlar meşrulaştırılır. Tarihte hep böyle olmuştur.
Hakikat Arayıcısı: Peki bu süreçte zaman neden bu kadar önemli?
Hoca: Çünkü tarihte en........