Barbaros Gökdemir yazdı | Kafasını kuma saklamış bir ödül töreni: Altın Küre |
Amerika’nın krizlerden kriz beğendiği, bir o yana bir bu yana savrulduğu, sadece kendisini değil, beraberinde dünyayı da uç noktalara sürüklediği şu günlerde, Oscar’ların habercisi, ödül sezonunun bir tanesi Altın Küre Ödülleri geçtiğimiz pazar günü sessiz ve sakin bir tören ile sahiplerine kavuştu. Senenin öne çıkan ve en çok konuşulan One Battle After Another, A Sentimental Value, The Secret Agent, Hamnet ve Marty Supreme gibi filmleri kıyasıya yarıştı; bazıları geceden ödüller ile ayırılırken, bazı filmlerin ve sanatçıların es geçildiğini, gece sonunda ellerinin boş ayrıldığını gördük. Altın Küre, 16 Mart akşamı Akademi tarafından dağıtılacak olan Oscar’lar öncesi, ödül sezonunun en önemli etkinliği olarak kabul ediliyor.
Aslında ödül sezonu maratonu senenin ilk günlerinde düzenlenen Critics Choice Awards ile açıldı ve bir anlamda burada sezonun tonu ve belki de gideceği yön belirlenmiş oldu. Nasıl mı?
Örneğin Paul Thomas Anderson’ın yönetmenliğini yaptığı One Battle After Another filmi, en iyi uyarlama senaryo, yönetmen ve film ödüllerini toplayarak bu yarışta yerini sağlamlaştırdı. En iyi erkek oyuncu dalında ise Marty Supreme filminin starı Timothée Chalamet, One Battle After Another filmindeki rolü ile adaylık kazanan rakibi Leonardo DiCaprio’yu sollayarak elini güçlendirdi. En iyi senaryo dalında ise Sinners filmi ile yönetmen Ryan Coogler gecenin kazanan ismi oldu. En iyi kadın oyuncu rolünde de Jessie Buckley, Hamnet’teki müthiş performansı ile rakiplerine açık ara fark atmayı başardı. (Hamnet filmi ülkemizde 6 Şubat’ta gösterime girecek.) En iyi yabancı dal kategorisi, Brezilya’yı ayağa kaldırdı. The Secret Agent, Cannes Film Festivali ana yarışma seçkisinde de rakipleri olan A Simple Accident (Cannes’dan en büyük ödül Altın Palmiye ile ayrılmıştı) ve A Sentimental Value filmlerini geride bırakmayı başardı.
Bu trend, benzer şekilde, Altın Küre’lerde de devam etti. One Battle After Another filmi en iyi........