menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aslı Tunç yazdı | Mide Ağrısı: Yirmili yaşlarla keskin bir hesaplaşma

7 0
08.02.2026

Yeterince iyi olup olmadığıyla ilgili çok kafa yordum ve sonunda kendimi şuna ikna ettim: Yeterince iyi değiller. Ve yapacak bir şey yok. Çünkü bana aitler ve onları çok seviyorum.

20’li yaşlarda yazdıklarıyla bizim de barışmamızı istiyor yazar daha ilk satırlarda. Edebi değeriyle değil samimiyetiyle değerlendirmemizi istiyor bu metni. Bunu izleyen sayfalarda yüreğini olduğu gibi açacak çünkü biz okurlara. Kolay iş değil. Ayça Derin Karabulut Mide Ağrısı’nda bizi yoğun duygusal deneyimlerine tanık olmaya çağırıyor. Aşk acılarını, ayrılık yaslarını, tutkularını, sürekli geç kalınan terapi seanslarını, deli gibi özlemenin ama karşılığında özlenmemenin getirdiği yılgınlığı, telaşları, kaygıları, Kadıköy vapurunda içilen sigaraları, beklenmeyen karşılaşmaları yalın ama keskin bir dille anlatıyor. Bazı satırlar elinize değen ani bir kâğıt kesiği etkisi yaratıyor. Babasının ölümünü dramatize etmeden mezar ziyareti üzerinden anlatıyor yazar mesela. Küçük ve önemsiz görünen minik detaylar dev bir baba boşluğunu işaret ediyor.

Genç bir insanın sevilme isteğini filtresiz anlatmasında ise tuhaf bir çekicilik var:

Şu an olduğun yere giden ilk uçak biletini ve yüreğimi elime alıp yanına gelmek isterdim. “Neydi peki seni tutan?” Böyle sorardı Esin şimdi terapi seansında olsaydık. Benim de gözlerim dolardı şimdiki gibi… O hissin ne olduğunu çözmeye çalışırdık beraber. “Bilmiyorum. Korkuyorum,” derdim. “Gidince ne olacak, ne hissedeceğim, geride kalanlara ne olacak… O an mutlu olacağıma eminim, bu yeterli mi Esin? İlk........

© Medyascope