Aslı Tunç yazdı | Gerçek araştırmacı gazetecilerden kim kaldı: Cover-Up belgeseli ve Seymour Hersh |
“Güven çok karmaşık bir duygudur. Mesela şu anda size bile pek güvendiğim söylenemez” der Seymour (Sy) Hersh kamera arkasındaki belgesel ekibine. Dile kolay, Amerikan gazetecilik tarihinin en bilinen, Pulitzer ödüllü ismini bu belgesele ikna etmek yönetmen Laura Poitras’ın tam yirmi yılını almıştır. Netflix’te 26 Aralık’ta gösterime giren 117 dakikalık Cover-up (Örtbas) belgeseli izleyiciyle ilk buluşmasını Venedik Film Festivali’nde yaptı. Belgesel, sadece bir araştırmacı gazetecinin hakikatin peşindeki hayatının ve mesleğine olan tutkusunun değil, aynı zamanda ABD’nin özellikle 1970’lerdeki utanç dolu siyasal tarihinin de izini sürüyor. Belgesel büyük ölçüde kronolojik olarak bir yandan Hersh’in yaşamını anlatırken bir yandan da Amerikan ordusunun My Lai’de yaptığı sivil katliamından, Watergate Skandalı’ndan, Şili’de Salvador Allende suikastına ve Ebu Gureyb işkence skandalına kadar Amerikan iktidar elitlerinin hasır altı etmeye çalıştığı pek çok olayı sunuyor izleyiciye. Bunu da çok etkileyici ve yerli yerinde kullanılan arşiv görüntüleriyle veriyor. Belgeselin odağında ise tehditlere, baskılara rağmen susmayan, Amerikan Başkanları’nın, CIA’in ve Pentagon’un nefret listesinin her daim en tepesinde yer alan Sy Hersh var. Hersh, sadece haber yapan bir gazeteciden öte, politikacıların, ordunun ve dev şirketlerin “sır” olarak nitelendirdiği gizli dosyaları halka ulaştıran bir figür.
Hersh yıllar boyu kulağına sessizce tanık oldukları........