We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kuş Uçuşu ile medyaya bakış

2 1 0
19.06.2022

Habercilik, medya… Günümüzün en önemli algı yaratma araçları. Dahası istismara açık yönlendirme gücü elde etme potansiyeliyle de egosu şişik aslanlar düzeni kurdurma özelliğinde. Üstelik tüm bu unsurlar, habercilik ilkelerinin arka plana atılıp algı olayıyla yol almaya odaklanılan, günümüz medya düzeninde daha bir keskinleşmiş ve netleşmiş durumda.

Velhasıl parayla özdeşleşen medya ve ‘halk’ı bilgilendirip bilinçlendirme adına yapıldığı iddia edilen habercilik fazlasıyla yoruma açık bir olay. Hani filozof- bilişsel bilimci Noam Chomsky ‘‘Medyaya hükmeden zengin seçkinler, ‘Halkçılık’ taslayarak ‘kitleler’ adına konuşuyormuş gibi davranırlar’’ demiş ya… İşte aslanların savaş alanına dönüştürülen medyanın ve internet sayesinde istismara daha açık hale gelen haberciliğin gerçeği, istisnalar hariç, tam da bu!

Hal böyleyken bu tabloya eleştirel yaklaşan ve arka plandan gerçekleri dillendirmeye yönelik mesajcılığa yeltenen kurguların varlığı ayrı bir önem kazanıyor tabii. Nasıl ki, ‘Gerçek neyse haber odur. Haberci, bir yerde gizleneni bulup çıkartır ve haberleştirir. Bu haberin kimi üzdüğü, kimleri rahatsız ettiği haberciyi ilgilendirmez’ şeklindeki söylemle yüzünü gösterip daha en başından gerçek dünyadaki medyaya ayna tutarak taş atan ‘Kuş Uçuşu’ da bu bağlamda izlenip değerlendirilmesi gereken yapımlardan biri.

Peki, X ve Z kuşağı çatışmacılığını konu eder gibi görünürken özünde aslanların iç dünyasını yansıtan dizi, içerik hedefini tutturabiliyor mu? Her an rakiplerini parçalamaya hazır bekleyen aslanların eziciliği ve görünmez varlıklarını avantaja çevirip rahatça zarar verebilen kuşların akılcılığı üstüne oynayan ‘‘Kuş Uçuşu’yla medyaya bakış’’ bize hangi mesajları aktarıyor? Değerlendirelim hemen…

ASLANLARLA SAVAŞAN KUŞUN MESAJLARI

Güçlülerle zayıfların kıyasıya mücadele ettiği bir dünyadayız. Sonucun genellikle güçlülerin lehine olduğu muhakkak. Ancak ‘Savaş Sanatı’nın yaratıcısı Sun Tzu, ‘Kurnazlık ve gizlilik denilen kutsal sanat! Senin sayende görünmez olmayı; senin sayende duyulmaz olmayı öğrenip, düşmanın kaderini elimizde tutuyoruz’ sözüyle kurnazlığın ve gizliliğin savaş alanındaki en büyük güç olduğunu belirtmiş. Çok doğru bir yaklaşım.

Dolayısıyla güç timsali aslanların egemen olduğu bir düzende kuşların yani zayıfların kafa tutması ve hedefine ulaşmak için gözüne kestirdiği aslanın ayağını kaydırması gayet mümkün. Hele de işin içine oyunbozan kurnazlık dahil edilmişse… Aslanlara kafa tutmayı kafasına koyan kuş, ürkütücü derecede görünmez olup etik kaygılardan uzak davranıyorsa… Yalancılıktan güç alan hileli savaşçılığında aklını kötülüğe çalıştırıp kuralları hiçe sayarak ahlak dışı numaralarla her yolu denemekten kaçınmıyorsa… Egosu şişik aslanların hatalı davranışlarını rahatlıkla kendi lehine çevirip giriştiği mücadelede kolayca başarıya ulaşabilir. Tıpkı bir solukta izlediğim ‘Kuş Uçuşu’nda olduğu gibi.

Dizide aslanların dünyasını altüst etmeye yeminli kuş, ‘Haberin peşinden koş, kişilerin değil’ nasihatiyle umduğunu bulamamanın hırsına kapılan ve hayranı olduğu sunucu Lale Kıran’ı tahtından etmek için sinsi bir süreç başlatan Aslı. ‘Savaşı, doğru ve iyi olan değil daha çok isteyen kazanır’ mantığıyla gelişen yıkıcı mücadelede ‘Aslanlarla savaşan kuş’ olmanın hakkını fazlasıyla veriyor. Dahası bu gerçeği unutan yüksek egolu aslanlara, kendilerini çevreleyen hayran ordusunun çok matah bir şey olmadığını söyleyip bu kalabalığın aslanın olası tehlikeleri görmesine engel yarattığı gerçeğini en acısından hatırlatıyor.

Şimdi bu doğrultuda ‘Öteki........

© Medyafaresi


Get it on Google Play