Melanet Hırkası – Melih Demirel Yazdı
Melih Demirel, “melanet hırkası” metaforu üzerinden hakikati eğip büken, kavramları kirleten ve toplumu yönlendirmeye çalışan anlayışı sert bir dille eleştiriyor.
Melih Demirel, “melanet hırkası” metaforu üzerinden hakikati eğip büken, kavramları kirleten ve toplumu yönlendirmeye çalışan anlayışı sert bir dille eleştiriyor.
Bazı yükler vardır; omuzlara değil, vicdanlara biner. Bazı hırkalar vardır; bedeni örtmez, ruhu kirletir. Ve bazı insanlar vardır ki, o hırkayı giymek için sıraya girer… İşte buna “melanet hırkası” denir…
Bu hırka öyle sıradan bir kumaştan dokunmaz. İpliği çıkar ilişkilerinden, düğmeleri korkudan, astarı ise ihanetten örülüdür. Üzerine giyen, önce kendine yabancılaşır; sonra ait olduğu millete… Ve en sonunda hakikate.
Melanet hırkasını giyenler, her dönemde aynı rolü oynar. Dün başka isimlerle, bugün başka yüzlerle çıkar karşımıza. Ama değişmeyen tek şey vardır: Hakikati eğip bükme ustalıkları. Sözü süslerler, cümleyi büyütürler, kavramları kirletirler. “Adalet” derler, adaleti boğarlar. “Özgürlük” derler, özgürlüğü zincire vururlar. “Halk” derler, halkın gerçeklerine kördürler.
Ve en acısı… En acısı da şudur ki, bu hırka çoğu zaman alkış alır. Çünkü hakikat, sabır ister; yalan ise gösteri… Hakikat ağırdır; yalan hafif ve cazip. İşte bu yüzden melanet hırkasını giyenler, kalabalıkların gözünü boyamayı iyi bilir.
Ama bu halk… Asla hafife alınacak bir halk değildir.
Bu toprakların hafızası vardır. Her ihaneti bir kenara yazar, her samimiyeti kalbine kazır. Kimin gözyaşı gerçek, kimin sözü sahte; kimin duruşu dik, kimin omurgası eğri… Hepsini görür, hepsini bilir.
Çünkü biz, acılarla büyümüş, hali hal, acıyı bal eylemiş bir milletiz. Kerbela’yı da biliriz, Çanakkale’yi de… Hangi sözün yürekten çıktığını, hangi sözün bir planın parçası olduğunu ayırt edecek ferasete sahibiz. Bizi asıl güçlü kılan da budur.
Bugün karşımıza yine aynı hırkayla çıkanlar var. Dün başka maskelerle arz-ı endam edenler, bugün yeni kelimelerle sahnede. Ama unuttukları bir şey var: Bu millet artık sadece dinlemiyor, tartıyor. Sadece bakmıyor, görüyor. Sadece inanmıyor, sorguluyor. Evet başaramadıklarını milletin omuzuna yüklemeyi marifet sayarak kaf dağlarında aristokrasi naraları atanlar gücenecektir ancak gerçek budur.
İşte tam da bu yüzden, artık yol ayrımındayız.
Ya melanet hırkasını normalleştirenlerin sessiz kalabalığı olacağız…
Ya da o hırkayı yırtıp atanların gür sesi.
Artık mesele sadece bir siyasi tercih değil; bir ahlak meselesidir. Bir duruş meselesidir. Bir taraf olma meselesidir. Çünkü tarafsızlık diye sunulan şeyin çoğu zaman korkunun kibar adı olduğunu bu millet çok iyi öğrenmiş, tecrübe etmiştir.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Söze değil öze bakmak.
Görünene değil, gizlenene dikkat kesilmek.
Alkışa değil, hakikate kulak vermek.
Hiç kimsenin kutsal kavramları kirletmesine izin vermemek.
Çünkü bir toplum, kelimelerini kaybederse yönünü kaybeder. Adaletin içi boşaltılırsa zulüm sıradanlaşır. Özgürlük istismar edilirse esaret meşrulaşır.
Biz buna izin veremeyiz.
Biz buna razı gelemeyiz.
Bu memleket; üç beş çıkar hesabının, üç beş kirli oyunun, üç beş sahte kahramanın emanet edileceği bir memleket değildir. Bu memleket; bedel ödeyenlerin, ter dökenlerin, çileyi bağrına basanların ve gerektiğinde can verenlerin yurdudur.
Melanet hırkası ne kadar süslü olursa olsun, altında taşıdığı çürümüşlük bir gün mutlaka ortaya çıkar.
Ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar, hakikatin karşısında yalnızdırlar.
Ne kadar yüksek konuşurlarsa konuşsunlar, vicdanın sesini bastıramazlar.
Çünkü bu millet, en zor zamanlarda bile ayağa kalkmayı bilmiştir.
Çünkü bu millet, karanlığı yaran bir iradenin adıdır.
Çünkü bu millet, gerektiğinde susar… ama günü geldiğinde öyle bir konuşur ki, bütün dengeler değişir.
İşte o gün belki yarın, belki yarında da yakındır…
O gün; maskelerin düştüğü, rollerin bittiği, hakikatin bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığı gün olacaktır.
Ve biz o gün sadece izleyen olmayacağız.
Biz o gün, tarihin yönünü değiştiren tarafta olacağız.
Çünkü biz, bu oyunu gördük.
Çünkü biz, bu hırkayı tanıdık.
Bu melanet hırkasını çıkartacağız.
