menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kutsal Muhalefet – Melih Demirel Yazdı

7 0
08.04.2026

CHP yönetimine yönelik eleştirilerin “ihanet” olarak damgalandığını savunan Melih Demirel, muhalefetin “kutsallaştırıldığı” bir yapıya dönüştüğünü ileri sürdü.

CHP yönetimine yönelik eleştirilerin “ihanet” olarak damgalandığını savunan Melih Demirel, muhalefetin “kutsallaştırıldığı” bir yapıya dönüştüğünü ileri sürdü.

Eleştirilemez, sorgulanamaz, dokunulamaz… Öyle ki, kendini mevcut gerçeklerden paralel bir Ütopyada   konumlandıran, hatalarını tartışma konusu bile yaptırmayan, en küçük eleştiriyi dahi “ihanet” sayan bir anlayış…

İşte karşınızda Söğütözü – Silivri Menşeili bir icat : Kutsal Muhalefet…

Uzunca süredir Özgür Özel ve onun etrafında şekillenen, Ekrem İmamoğlu eksenli CHP yönetimi, tam olarak böyle bir muhalefet tahayyül ediyor.

Onlara göre muhalefet; sadece alkışlasın.

Taban hiçbir şeyi sorgulamadan sadece yiğidim aslanım nakaratlarına eşlik etsin.

Medya yanlışa yanlış demesin, hatta yanlışı dillendirmesin, siyasetsizliğe onay versin.

Kendilerine yönelen her eleştiriyi bastıracak “troller’’… Varlıkları daim olsun!

Bugün gelinen noktada, CHP yönetimine yönelik en ufak bir eleştiri dahi, organize bir şekilde bastırılmaya çalışılıyor. Kimin ağzından çıkarsa çıksın, fark etmiyor; ya “AKP işbirlikçisi” ilan ediliyor ya da itibarsızlaştırma kampanyasının hedefi haline getiriliyor.

Çünkü onların zihninde kurdukları düzenin söylemi çok net:

“Biz ne yaparsak yapalım doğrudur. ‘’

Peki bu “kutsallık” zırhının altında ne var?

Halkın sorunlarından kopmuş bir siyaset…

Liyakatten uzaklaşmış bir kadro anlayışı…

Hakikati değil, algıyı önceleyen bir yönetim biçimi…

Yani bu zihniyet şimdi;

Ana muhalefeti; halkın, emekçinin, dar gelirlinin yörüngesinden çıkarıp, kendini aklamak zorunda kalanların yörüngesine sokma gayreti içinde olacak,

Başları sıkışınca emperyalizme dert yanacak,

Liyakatten ve hakikatten koparak siyasetsizliğin alasını “muhalefet” diye pazarlayacak,

Partileri mahkeme koridorlarında sürüklenecek,

Bu cefakâr tabanın emeği baklava kutularında heba edilecek,

Yerel yönetimlerde birlikte yol yürüdüğünüz insanlar birbirini fişleme yarışına girecek,

Başkanlarınız otel odalarında, ahlaki çöküşün simgesi haline gelecek görüntülerle anılacak,

Sonra da çıkıp, bu ülkeyi yönetmeye talip olacaksınız… öyle mi?

Kameraların önünde “halkçı” pozlar verip,

Kameralar kapandığında bambaşka masalarda pasta börek yiyeceksiniz,

Kozmik oda tartışmalarıyla hafızalara kazınan hemşehrilerinizle, partinizi tartışacaksınız,

Altı okun ne anlama geldiğini idrak edemeden,

Oklardan birini boyama potu kıracaksınız,

“Yetiş” denilen yerde;

Bir elinizde kırmızı kart, diğerinde mesir macunu ile “yettim” diyeceksiniz,

Günün sonunda  ortaya koyduğunuz tek şey; vizyonsuzluk, ilkesizlik ve yamalı bohçaya dönmüş bir siyaset olacak… Vs.vs…

Biz, bütün bunlara ve buraya sığamayacaklara  rağmen susacağız öyle mi?

“Edirne’ye Enver gireceğine Bulgar girsin” diyecek kadar aklımızı yitireceğiz öyle mi?

Yaptığınız her yanlışı görmezden gelip,

“Bunlar AKP’yi bile mumla aratır” dedirten siyasetsizliğinize tasdik  vereceğiz öyle mi?

İşte yok öyle bir dünya!

Bizim sizinle yürünecek bir yolumuz yok.

Uzlaşacak bir zeminimiz yok.

Memleketin ikbali için kesişen tek bir noktamız yok.

Çünkü sizin böyle bir derdiniz yok.

Hangi taraftaysanız, bizi tam karşısına yazın.

Zira bizim tarafımız nettir:

Atatürk’ün ve onun emanetlerinin yanı.

Hancı da bellidir, yolcu da…

Sizinle atılacak tek bir adım dahi yoktur.

Orada geçirilen her saniye; sadece bir partinin değil, bir memleketin kaybıdır.

Bu memleket elbette kurtulur…

Ama CHP kurtulursa bu mümkün olur.


© Medya Siyaset