Ketenpere Politikası – Melih Demirel Yazdı

Siyasetin bir ciddiyeti olması gerekir değil mi? . Yani o koyu lacivert takım elbiselerin bir ağırlığı olması gerekmez mi? İlkesizliğin, yönsüzlüğün ve hesapçı kurnazlığın kol gezdiği bir düzende ise siyaset, milletin iradesini temsil eden bir zemin olmaktan çıkarak; bir tür “Ketenpere”ye dönüşür, değil mi?… Yani görünürde sert, iddialı ve idrakli; gerçekte ise içi boş, sonucu baştan belli kocaman bir oyun…

Peki uzunca süredir yaşadığımız tablo? Sonuçların aşağı yukarı herkes tarafından tahmin edildiği,  aktörlerin büyük laflar ederek; kürsülerden meydan okuduğu , ekranlardan hamaset savurduğu, fakat iş sandığa, icraata ve hesap vermeye geldiğinde, bütün o sert sözlerin yerini tuhaf bir teslimiyetin  aldığı kendini sürekli tekrar eden bir dejavu düzeni… Siyasetin, mücadele zemini olmaktan çıkıp bir rol paylaşımına dönüştüğü,  herkes yerini ve sınırını bildiği ve kimse çizginin dışına çıkmadığı ‘’dejavu’’ düzeni…

Bu düzenin en trajik tarafı ise boşa savrulmalardır. Millet, bir şekilde popülizm ile  yeniden umutlandırılır; yeni bir başlangıç, yeni bir denge, yeni bir hesaplaşma vaat edilir. Fakat süreç tamamlandığında görülen manzara değişmez: Atı alan her defasında Üsküdar’ı geçer. Geriye ise tartışma programlarında yükselen sesler, sosyal medyada köpürtülen öfke ve birkaç gün süren yapay gündemler........

© Medya Siyaset