Akıbet – Melih Demirel Yazdı

Melih Demirel, CHP’de yaşanabilecek mutlak butlan süreci ve 2027 seçim ihtimali üzerinden Türkiye siyasetinin geleceğine dair çarpıcı analizler sunuyor.

Melih Demirel, CHP’de yaşanabilecek mutlak butlan süreci ve 2027 seçim ihtimali üzerinden Türkiye siyasetinin geleceğine dair çarpıcı analizler sunuyor.

2023 seçimlerinin üzerinden tam tamına üç yıl geçmişken, basiretsizliğimizin üzerine kurulu bu öngörüyü sizlerle paylaşmak istedim. Aradan geçen zaman, yalnızca takvim yapraklarını değil; umutları, kırılmaları ve yüzleşmeleri de biriktirdi. Bugün geldiğimiz noktada, dünü anlamadan yarını konuşmanın mümkün olmadığını hep birlikte tecrübe ediyoruz.

Bugün sizi kayıkçı kavgalarından, nepotizmden ve patinaj siyasetinden uzaklaştırarak; boş vaatlerden silkindirip, yalan uykularınızdan uyandırarak “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusuna kendi perspektifimden yanıt vermek istiyorum.

Yaşadıklarımız malum… Bunları tekrar tekrar anlatıp yaraları deşmeye, olmazların üzerinde tepinmeye gerek yok. Zira hakikat, sürekli tekrara muhtaç değildir; aksine, suskunlukta daha gür yankılanır. Asıl mesele, bu yaşanmışlıkların ardından hangi istikamete yürüneceği ve hangi derslerin çıkarılacağıdır.

Önümüzdeki en kritik başlıklardan biri, CHP’ye mutlak butlan kararı meselesidir. Bu artık kaçınılmaz gibi görünüyor. Böyle bir kararın ardından CHP’nin, memleketin gerçek dertlerine yönelmesi kuvvetle muhtemeldir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek var: CHP’yi belki de kuruluşundan bu yana en büyük sınavlarından biri bekliyor.

İkinci Kılıçdaroğlu döneminde, geçmiş hatalardan ders çıkarılarak geminin limana güvenle yaklaştırılması elzemdir. Aksi takdirde, aynı bilindik yollar yürünürse bunun hesabı topluma verilemez; hatta bugünler dahi mumla aranır hale gelir. CHP belki bu süreçte küçülecektir. Lakin bu küçülme, eğer kararlı ve doğru adımlarla yönetilirse, ilerisi için önünü kesilemez bir büyümenin zeminini oluşturur.

Mutlak butlan kararının ardından mevcut yönetimdeki bazı isimlerin yeni bir parti kurarak yola devam edeceği yönünde iddialar dolaşıyor. Ancak herkesin bilmesi gereken bir gerçek var: CHP, diğer partilere benzemez. Bu partiden kopan herhangi bir yapının uzun vadede kalıcı bir başarı yakalayamayacağı ve eninde sonunda tarihe karışacağı aşikârdır. Bu minvalde, yanlarına alacakları üç-beş milletvekili ve birkaç belediye başkanıyla sürdürecekleri siyasi yolculuğun ne kadar ömrü olacağını zaman gösterecektir.

Öte yandan CHP’nin iç sınavı ortadayken, bu kaosun peşi sıra seçim gündeminin de hızlanacağı açıktır. Ancak seçimlerin hemen kapıda olduğunu söylemek gerçekçi değildir. Bugünkü şartlar altında, 2027 yılının Ekim ile Aralık ayları arasında bir seçimin yapılması daha olası görünmektedir.

Bu süreçte devreye girecek seçim ekonomisi, seçmen psikolojisinde yeniden inşa edilecek güven duygusu ile birleştiğinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha Cumhurbaşkanı olması kaçınılmazdır. Dilediğiniz kadar itiraz edebilirsiniz, kızabilirsiniz; fakat görünen akıbet budur: Erdoğan dönemi bir süre daha devam edecektir.

Çünkü açık konuşmak gerekirse; Kılıçdaroğlu döneminde bir şekilde diğer mahallelerle örülen o kırılgan güven zinciri dağılmıştır. Özgür Özel döneminde ise muhalefet, anlatılan masalların aksine, tam da Erdoğan’ın dişinin kovuğuna uygun bir zemine oturmuş; memleketten kopuk, daha çok PR odaklı bir görüntü vermiştir. Bu tablo içerisinde kaybedilen güveni yeniden tesis etmek ise hiç kolay olmayacaktır.

Yeni Erdoğan döneminde ise CHP’nin önünde net bir yol haritası vardır: Kişi siyasetini bir kenara bırakmak, defolu, ait olmayan, Cumhuriyet ve onun değerleriyle taban tabana zıt,  isimleri geldikleri yere göndermek ve doğrudan topluma temas eden bir siyaset inşa etmek. Aksi halde aynı döngü tekrar eder, aynı sonuçlar yeniden yaşanır.

Eğer CHP bu dönüşümü başarabilirse, bir sonraki dönemde en azından “iktidar ortağı” pozisyonuna gelme ihtimalini yakalayabilir. Aksi takdirde üzülerek belirtiyorum; siyaset sahnesinde yalnızca figüran olarak kalmaya mahkûm olur.

Akıbet; hamasetle değil, hakikatle yazılır.

Ve bugün gördüğümüz tablo, yarının hikâyesini çoktan fısıldamaktadır.


© Medya Siyaset