menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Z Kuşağı Ebeveyn Olursa – İlkay Kumtepe Yazdı

5 0
19.02.2026

Kuşak dediğimiz zaman belli bir dönemde yaşayan ortak özelliklere sahip bireylerin oluşturduğu insan topluluğu gelir aklımıza. Her kuşak içinde bulunduğu toplumun kültüründen, dönemin önemli özelliklerinden etkilendiği gibi dönemin ve toplumun kültürünü de etkiler doğal olarak.

“Z Kuşağı” hangi dönem diye baktığımızda 1997-2012 yılları arasını kapsadığını görürüz. Nedir bu kuşağın özelliği? Akıllı cihazlar ve sosyal medya bu dönemde ortaya çıktığı için dijital teknoloji ile tanışmışlardır. Z kuşağını yetiştiren Y kuşağı, güçlü bir ekip ruhuna sahiptir ve düzenli toplantılara katılmak isteyen, özgür ve esnek yaklaşımları ile dikkat çeken bir kuşaktır. Bunların yetiştirdiği Z kuşağı ise teknolojiyi yakından takip eden, sosyal ağlarla iç içe, bilgiye çabuk ulaşabilmekle birlikte sorgulayıcı bakış açıları olan ama çabuk sıkılan ve hızlı tüketen bir nesildir.

Z kuşağına genel bir bakış yaptıktan sonra son zamanlarda çok konuşulan bir araştırmadan söz etmek istiyorum. Economist dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre Z kuşağı ebeveynlerinden daha az zeki olan ilk kuşak olarak kayıtlarda yerini almış. 1800’lerden itibaren çocukların bilişsel gelişiminin takip edildiği araştırmaya göre hep çocukların daha zeki daha uyanık ve önceki kuşaklara göre zihinsel olarak daha gelişmiş oldukları görülmekteymiş. Ancak ilk kez bir kuşağın öncekilerden zihinsel olarak daha geride olduğu görülmüş. Araştırmacılar bunun nedenini dijital dünyaya bağlıyorlar.

Z kuşağı dijital dünyayı kullanarak bilgiye çok hızlı erişiyor ve bu bilgiyi bir süzgeçten geçirmeden kabul edebiliyorlar. Hızlı eriştiği her şeyin doğru olduğunu düşünebiliyorlar. Ya da zaten dijitalde çok yaygın olan, çok izlenen bilgiler bazen yanlış da olsa doğru bilgilerin yerine geçebiliyor ve yaygın kanı olarak artık o yanlış bilgi doğru olarak kabul görüyor.

Çabuk sıkılan bu neslin okuma alışkanlığı da kısa mesaj metinlerinden öteye geçemiyor. Kitap özetleri kitapların yerini almış durumda. Hızlı tüketilen kısa yazılar, kısa videolar, çarpıcı özet cümleler ve en önemlisi derinlemesine olmayan yüzeysel bilgiler. En önemlisi çünkü hiçbir konuda uzmanlıkları olmamasına rağmen kendilerini her konuda bilgili sanıyor ve bilgisi olmadan yargısı olur duruma geliyorlar.

Şimdi bu durumun ebeveyn olmakla ilişkisine gelelim. Bugün Z kuşağı ebeveyn konumunda. Çoğunun çocukları okula başladı. Her konuda olduğu gibi anne baba olma konusunda da yeterince bilgileri yok ama kendilerini uzman sanıyorlar. Çocuklarının en ufak bir şeyden psikolojisi bozulacak sanıyorlar. Her şey çocuk için travma olur diye düşünüyorlar. Çocukların problem davranışlarının nedenini ve sonuçlarını, çözüm yollarını psikolog/psikiyatristlerden çok iyi bildiklerini düşünüyorlar. Eğitimde uzmanlar, öğretmenden daha çok bildiklerini düşünüyorlar. Çocukların davranışlarını, birbirleri ile ilişkilerini, arkadaşlıklarını kontrol edebileceklerini düşünüyorlar. Doktorlardan daha çok doktorlar ve hangi ilacı kullanıp kullanmayacaklarını, hangi alternatif tıp uygulamasının nasıl etkisi olacağını, hangi aşının ne gibi sonuçları olacağını çok çok iyi biliyorlar(!).

Yukarıda söylediğim bilgiye hızlı ulaşmanın sonucu her şeyi en iyi bildiğini sanma hastalığı bu. Oysa sanal ortamda ne çok bilgi kirliliği var. Size sunulan bilginin nasıl bir algoritma ile karşınıza çıktığının hesabını yapsanız zaten açıp oradan öğrenme gereği duymazsınız.

Bu neslin yetiştirdiği çocukların gelecekte zihinsel becerileri ne durumda olacak bilmiyorum ama daha az el becerileri olacağını söyleyebilirim. Daha az el becerisi de daha az zihinsel yeterlilik demektir.

Z kuşağı sanal ortamda gezinirken fiziksel hareketliliği bir kenara bırakmış, odasına kapanmış durumdaydı. Akranları ile sokak oyunları oynamadı, fiziksel temas kurmadı, toplumsal rolleri ile ilgili provalar yapmadı. Her şey sanaldı.

Şimdiki çocuklar da sanal ortamda yetişmiyor mu? Z kuşağı çocuğa bakıcı olarak cep telefonu ve tablet kullanmıyor mu? Okullarda çocuklar arasında akran zorbalığı yaygınlaştı. Çocuklar bunu sanal ortamdaki videolardan görüp uygulamıyor mu? Oynadıkları sanal oyunlarda arabalar çarpıp dağılıyor yeniden devam ediyor, karşısındaki insanı öldürüyor ve hedefe doğru devam ediyor. Bu olayların gerçek sonuçlarını bilmiyor ve şiddetin birine zarar verebileceğinin farkında değil. Çünkü gerçek oyunlar oynamıyor. Top oynarken düşüp dizini kanatan, arkadaşına çarpıp kaşı yarılan çocuk daha şiddetli olayların daha şiddetli sonuçları olacağını öngörebilir.

Z kuşağı ebeveynliğinin zihinsel olarak daha geride bir nesil ortaya çıkarması hiç te uzak bir ihtimal değil. Öyleyse iş okullara düşüyor. Çocukları okullarda dijital dünyadan uzaklaştıracak eğitim yöntemlerine dönüşüm gereklidir. Sınıflardaki kolaylık olan dijital destek en aza indirgenmeli, el becerisine yönelik etkinliklerin arttığı, çocukların sanal ortamdan çok gerçek ortamlarda eğitim aldığı yöntemlere hızlıca geçişin sağlanması gerekir. Yoksa Z kuşağının elinden Z kuşağından daha az zeki bir neslin çıkması muhtemeldir. Giderek daha düşük zihinsel yeterlilik döngüsü yapay zeka karşısında insan neslinin sonu demek olabilir mi?

Okullarda daha çok etkinlik, daha çok fiziksel oyun, daha çok okul dışı ortamlar, daha çok beceri etkinlikleri anlayışı ile değişim kaçınılmazdır.


© Medya Siyaset