Suriye’deki ateş ve Türkiye – Hakan Paksoy Yazdı

Zelenski’nin Şam ziyaretiyle ortaya çıkan yeni hat, yalnızca diplomatik bir temas mı yoksa Türkiye’yi hedef alan daha büyük bir planın parçası mı? Hakan Paksoy dikkat çeken sorular soruyor.

Zelenski’nin Şam ziyaretiyle ortaya çıkan yeni hat, yalnızca diplomatik bir temas mı yoksa Türkiye’yi hedef alan daha büyük bir planın parçası mı? Hakan Paksoy dikkat çeken sorular soruyor.

5 Nisan (2026) günü Suriye’ye, önemli ancak daha iyi anlaşılabilmesi için zamana ihtiyaç olan bir ziyaret gerçekleşti.  Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan eşliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bir uçakla Suriye’ye gitti. Ahmed eş-Şara ile görüştü.

Dışişleri bakanları da ayrıca bir araya geldiler. Resmî bir açıklama olmadı. Ancak Ukraynalı bakanın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım bazı hususları anlatıyor.

Bakan paylaşımında, Türkiye – Suriye – Ukrayna arasında bir mekanizma kurulduğunu belirtiyor. Bu mekanizmanın öncelikleri arasında güvenlik iş birliği ön sırada.

Ukrayna ile Katar ve Suudi Arabistan arasında da savunma anlaşmaları imzalandığını paylaşmış.

Ayrıca, “Türkiye ve Ukrayna güvenlik konusunda, Zelenksiy’nin açıklamasına göre, ilerleyen günlerde somut bir adım atacak” (bbc.com)

Hakan Fidan, ertesi gün Ankara’ya döndüğünde ilk olarak ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı kabul etti. Barrack, X paylaşımında, ” Türkiye’nin ortaklığı, başkan Trump’ın daha güvenli bir bölge vizyonuna doğru ilerlerken hayati önem taşımaya devam ediyor.” dedi.

Suriye ziyaretinin farklı yönleri üzerine de düşünmek çok da yanlış olmayacaktır.

Ukrayna (Kiev) Kilisesine Ocak 2019’da Fener başpapazı tarafından verilen bağımsızlık (otosefali) verilmesinden sonra, Rusya ve Ukrayna kiliseleri arasında ciddi siyasi kriz çıkmıştır. Hristiyan dünyasının üç kadim kilisesinden birisi olan Antakya Kilisesi şimdi Şam’dadır. Rusya Kilisesi’yle daha yakın ilişki içindedir.

Buradaki büyük büyük yanlışlık, Türkiye’yi yönetenlerin İstanbul’daki Fener Kilisesi’ne ekümeniklik (evrensellik) statüsünün verilmesine önayak olması ve uluslararası ilişkilerde bunu kullandırmasıdır. Hem tarihe hem de Lozan Antlaşması’na da aykırıdır.

ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, “Hedefimiz, Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açmak. Bu konu hem Başkan Trump hem de Başkan Erdoğan için son derece önemli” ile “Osmanlı millet sistemi”  sözleri tazeliğini korumaktadır.

Abdülhamit’in kiliseler politikasını örnek alarak yetiştiklerinden dem vuranların politikalarını dikkatle takip edeceğiz. Tabi kesin hüküm vermek için de olayları biraz daha takip etmek gerekiyor. Ama 972 yıllık ayrılığı sonlandıracak bir şeyler yapmayacaklarını umarız.

Şam’dan yukarıda olanlar

ABD ve İsrail’in gaddar bir şekilde İran’a saldırılarının koyu gölgesinde kalan Suriye’de dikkat çekici başka şeyler de oluyor. Sosyal medya mecraları da olmasa gözlerden tamamen kaçacak. Tesadüfen karşılaşınca önemli ve araştırınca daha da ilgi çekici haberlerle karşılaşıyorsunuz. Olanlar da Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor.

Karşılaştığım ilk haber Haseke Şehir Konseyi Medyası Facebook sayfasındaydı. Giştîname başlığı ile bir fotoğraf dikkatimi çekti. Artık işimiz de kolaylaştı doğrusu. Yapay zekaya sorunca Kürtçe olduğu ve genelge anlamına geldiğini görünce merakım arttı. “Genelge” üç dildeydi. Kürtçe, Arapça ve -galiba- Ermenice. Arapça bilen bir arkadaşıma gönderdim. Gelen sonuç ilginç.

“Batı ve Doğu kilise takvimine göre kutlanan Paskalya Bayramı nedeniyle, Cizîrê/Cezire Kantonu’ndaki tüm resmî kurumlar 5 Nisan 2026 Pazar ve 12 Nisan 2026 Pazar günlerinde tatil olacaktır. Ancak hizmeti devam etmek zorunda olan kurumlar bu tatilin dışındadır.” diyor. Sonunda da halkın bayramını kutluyor.

İki ayrı tarih, Paskalya kutlayanların bir kısmının diğerinden farklı takvim kullanmasından.

Genelgeyi yayınlayan Cezire kanton idaresi. Cezire de Haseke ve Kamışlı’yı içine alıyor. Yöneticileri PYD (PKK)’lılar. İki günü bayram tatili olarak ilan eden genelge de özerk bir yönetimi işaret ediyor.

Bu hesaptaki diğer paylaşımlar da yol gösteriyor.

4 Nisan’da “liderin doğum günü dolayısıyla ağaç dikme etkinliği” düzenlenmiş. Hani bazı siyasetçilerimiz “önderlik” diyor ya, “lider” dedikleri de o…

Başka bayramlardaki konuşmalar

1 Nisan’da da “Akitu Bayramını” kutladıklarına dair başka paylaşım var. Yapay zekâ, “Süryani, Asuri ve Keldani halklarının 1 Nisan’da kutladığı, yeni yıl ve bahar bayramı.” diye tanımlıyor. O gün de tatil edilmiş.

Kutlamalara, Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanı, Suriye Demokratik Konseyi temsilcileri, Haseke Şehir Konseyi temsilcileri de katılmışlar.

Süryani Birliği Partisi yürütme kurulu üyesi konuşmasında, “Ulusal haklar, bayramlar ve dil, mücadelenin temelini oluşturmaktadır; bunlar sadece slogan değil, Suriye’de tanınma kazanmak, hakları gerçek sahiplerine iade etmek ve marjinalleştirilmiş olanı yeniden canlandırmak için ulaşılması gereken hedeflerdir.” demiş. Sonunda da “Suriye Anayasası kapsamında ulusal hakların tam olarak tanınmasını ve geçiş safhasının başarısını ve çoklu ve merkez dışı demokratik Suriye’nin inşasını sağlamak”tan bahsetmiş.

Başka bir konuşmacı daha var. O da Asur Demokrat Partisi adına konuşmuş. “Irak ve Suriye’deki Asur halkının karşı karşıya olduğu siyasi ve güvenlik sorunlarına dikkat” çekmiş ve “Suriye’deki Asur topluluğunun … dışlanma korkusuyla karşı karşıya olduğunu” belirtmiş. “Açık bir anayasal çerçeve içinde adil temsilin ve ulusal, kültürel ve dinî hakların korunmasının güvence altına alınması çağrısında” bulunmuş.

PYD temsilcisi de “herkesi kucaklayan bir Suriye inşa etmek için tüm bileşenlerin birleşmesi çağrısı” yapmış.

Ermeni Birlik Partisi ve Ermeni Sosyal Konseyi de var ve “Asuri-Süryani halkının evlatlarına Akuti vesilesiyle en içten tebriklerini ve en güzel dileklerini sunmaktadır.” diye mesaj yayımlıyor.

Bu açıklama 2025 Mart’ında. Ama Ermeni Birlik Partisi 19 Aralık 2025’te kurulmuş. Demek ki önce kendilerini ilan etmişler. Kuruluşta da “Ermenilerin yeni Suriye’de temsil edilmesi, Ermeniler ile tüm dinler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Ermenilerin ulusal ve kültürel kimliğinin geri kazanılması için çalışılması” talepleri var.

Suriye Demokratik Gençlik Konseyi oluşturulmuş ve Ermeni Gençlik Hareketi ile iş birliği içinde düzenlediği “Geçmiş ve Günümüz Arasında Soykırım” konulu diyalog semineri… Bu soykırım dedikleri Suriye’de mi yapıldı dersiniz?

DEM Parti Mardin Milletvekili George Aslan’ın TBMM kürsüsünden “1915’te 3 Milyon Hristiyan vardı şimdi 15 000 nerede bunlar, Hristiyanlar soykırıma uğradı” sözleri yeni bir soykırım iftirasıdır.

Gelin bütün bunları 22 Ocak 20225 Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasındaki açıklamanın 4. Maddesi ışığında bakalım.

“Suriye’deki yeni yönetimin; devletin egemenliğinin, üniter yapısının, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması ile ülkedeki tüm etnik, dinî ve mezhebî grupların temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması hususundaki iradesine, Suriye’nin yeniden inşasına, Suriye halkının huzur ve refaha kavuşmasına tam destek verileceği bir kez daha teyit edilmiştir.”

Bir uyarı: Ateşle oynamamak gerekir.

Bir de hatırlatma: Türk, ateşle imtihan oldu…


© Medya Siyaset