Malumun Sonu – Prof.Dr.Duran Bülbül&Melih Demirel
Türkiye siyasetinde uzunca süredir konuşulan, tartışılan, kimilerince üstü örtülmeye çalışılan ve zaman zaman manipülasyonlarla yönü değiştirilen bir süreç artık geri dönülmez şekilde tescillenmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan “Mutlak Butlan” süreci bugün yalnızca siyasi bir tartışma olmaktan çıkmış, hukuki zeminde karşılığını bulan bir gerçeklik haline gelmiştir. Ve hak yerini bulmuştur.
Nitekim bu günlere bir günde gelinmedi. Bugünler bağıra çağıra geldi. Ancak yaşananlar, özellikle bazı medya organlarının bilinçli yayın politikaları, olayın birtakım muhataplarının tavırları ve organize troll ağlarının yoğun manipülasyonlarıyla toplum nezdinde çarpıtıldı. Hakikat bastırılmak istendi, mesele özünden koparıldı, algılar gerçeklerin önüne geçirilmeye çalışıldı.
Oysa sürecin ilk kıvılcımı çok nettir. CHP’nin 38. Kurultayı sürecinin hemen ardında, değişimcilerin kendi içindeki şikâyetler ve itirazları bugün yaşananların temelini oluşturmuştur. O günlerde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı; “Partiyi töhmet altında bırakmayın, genel merkezin açıklama yapması gerekir, sükût ikrardan gelir.” uyarısı ne yazık ki dikkate alınmadı. Kulaklar kapatıldı, vicdanlar susturuldu, haklı kaygılar küçümsendi. Süreç ilerledikçe mesele yalnızca siyasi bir tartışma olmaktan çıktı ve bugün geldiğimiz noktada yargı tarafından delilleriyle, belgeleriyle ve ispatlarıyla tescillenmiş bir sürece dönüştü.
Bugün hâlâ yaşananlar üzerinden manipülasyon yapmaya çalışanlar, meseleyi idrak edemeyip; “Olmuşsa da olmuş.” diyerek meseleyi sıradanlaştırmak isteyenler büyük ve tarihi bir yanılgının içerisindedir. Çünkü burada tartışılan şey yalnızca bir kurultay........
