Çocuklarımıza bırakılan emanet |
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde ne yazık ki yüreğimizi burkan haberlerle sarsıldık.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan trajik olaylar, çocukların en güvende olması gereken yerlerde bile hayatın ne kadar kırılgan hale gelebildiğini acı bir şekilde hatırlattı.
Oysa okul sadece bilginin değil, aynı zamanda güvenin, merhametin ve insan olmanın öğrenildiği bir yerdir. Tam da çocuklara adanmış bir bayramın arifesinde, bu olaylar bize bir kez daha şu soruyu sorduruyor: Biz çocuklara nasıl bir dünya bırakıyoruz?
Mustafa Kemal Atatürk 23 Nisan 1920’yi çocuklara bir bayram armağanı olarak verirken onları bu toplumların geleceğini inşa edecek bireyler olarak gördüğünü de ilan etmişti.
Aslında bu armağan, aynı zamanda çocuklar için hem bir sorumluluk hem de bir vizyondu.
Bugün çocuklar; teknoloji sayesinde geçmişte hayal bile edilemeyecek bir bilgiye erişim imkanına sahiptir. Bu durum Atatürk’ün hayal ettiği “akıl ve bilimle düşünen nesil” için büyük bir avantajdır.
Eğitim olanakları, dünyayı tanıma fırsatları ve bilgiye ulaşım açısından bugünün çocukları çok daha geniş bir evrende büyüyorlar. Ancak gelinen noktada sanki onlarda bir şeylerin de eksilmeye başladığını hissediyoruz.
Çocuklar bilgiye daha yakın ama bu yakınlığa rağmen onların merak duygusu acaba yeterince besleniyor mu?
Soru sormaya mı teşvik ediliyorlar? Yoksa doğru cevabı ezberlemeye mi?
Atatürk’ün hayal ettiği nesil; ezberleyen değil düşünen, kabul eden değil sorgulayan bir nesildi. Sadece bilgiyi taşıyan değil; onu tartan, işleyen,........