Annen seni şekere mi bulamış? 

Geçen yazımda girizgahını yaptığım şurup hikayesi için biraz geçmişe gidiyoruz. 1886 yılında Amerika’nın Georgia eyaletinde John Stith Pemberton isimli bir eczacının “baş ağrısı ilacı” olarak bir şurup üretip satmaya başlamasıyla başlıyor bütün hikâye. Ancak öncesi de önemli.

1850 yılında daha 19 yaşındayken Georgia eyaletindeki tıbbi bilimler okulunu bitiren Pemberton, Colombus Kasabası’nda bir eczane açıyorsa da yirmili yaşlarını bitirmeden de 1861-65 Amerikan İç Savaşı’nda Güneyliler (Konferasyoncular) safında askerlik yapıyor. Onun askerliği Amerikan İç Savaşı’nın gidişatını belirlemediyse de dünya tarihinde iz bırakıyor.

Pemberton iç savaşın kendi şehrindeki cephe çatışmasında kılıç ile yaralanıyor. Bu yaralanmadan yanına kalansa dinmeyen ağrılar oluyor. Ağrılarını yatıştırmak için morfin kullanıyor ve de sonunda morfinman oluyor.

Morfin bağımlısı olduğunu fark edince kendini kurtarmanın peşine düşüyor. Kendi de bir bitki olan haşhaştan elde edilen morfinin yarattığı bağımlılığı tedavi etmek için bir başka bitkiden elde edilen kokaini kullanmaya başlıyor. Kokainin de bağımlılık yaptığından kimsenin haberi yok o günlerde. Hatta şarapla karışık kokainli bir içecek de pek meşhur onun yöresinde. Pemberton bu şurubu içmeye başlayınca ağrıları da geçiyor kendini de çok iyi hissediyor.

Fabrikasyon ilaçların yerine kimyacı eczacıların bitkileri ezip tartıp ilaç hazırladığı o günlerde derdine deva olan bu harika şurubu az buçuk değiştirerek 1886’da Pemberton kendisi de yapıp satmaya başlıyor. Muhasebecisi olan Frank Mason Robinson ise bu sıvıya bir logo çizip adını da Coca-Cola koyuyor. Çünkü şurupta temel 2 madde var; coco yaprakları ve cola fıstığı. Şuruba adını veren “coca” yaprakları kokain “cola” fıstığı da kafein kaynağı. Kokain o günlerde yaygın olarak kullanılıyor ama en çok ağrı kesici olarak alınıyor. Bu becerikli muhasebeci pazarlamayı da üstlenince bu şurup iyi satmaya başlıyor. Sadece baş ağrısı ilacı olarak değil “bağımlılıkları tedavi eden sağlıklı tonik” diye de pazarlanınca gerçekten iyi satıyor.

Doktorlar aşırı ağrı çekenlere morfin, morfin bağımlısı olanlara da kokain reçete ediyor zaten. Eczacı niye satmasın ki bu ilacı? Satıyor satmasına ama şansı kısa sürede tersine dönüyor. Amerika’da alkol yasağı başlıyor çünkü. Bu nedenle şuruptan şarap çıkarılınca mecburen musluk suyuna karbonat ve bolca şeker ekliyor. Böylece satış başarısını yeniden yakalıyor. Kapkaranlık, boz bulanık bu sıvıyı o güne kadar görülmemiş biçimde sattıran coca yaprağının içeriği olan kokain, cola fıstığının içeriği olan kafein olduğundan alkolsüz bile olsa alan gene alıyor.

Morfin bağımlılığına sahiden deva oluyor mu bilmem ama devamlı aldığı kokain sayesinde Pemberton’ın müzmin ağrıları başlangıçta yatışsa da sonradan kontrol edilmez hale dönüşüyor, bağımlık yüzünden sağlığı giderek kötüleşiyor ve de 1888’de ölüyor. Tıp mensubu bu adam aslında tıp kurbanı oluyor. Tıpkı onun gibi kokainman olup aynı nedenle de gırtlak kanseri olup ölen nöropsikiyatrist Freud gibi. Üstelik Freud 1939’da ölüyor yani tıpta kokain hükümdarlığı epeyce uzun bir süre sürüyor. (Tıp dışındaki hükümdarlığını hâlâ haberlerde izliyoruz) Kokainin ipliği çok sonra pazara düşüyorsa da diğerinin ki hâlâ düşmüyor. Baş ağrısında ilaç olarak kullanılsa da yoksunluğu bizzat baş ağrısı nedeni olan kafeinin........

© Medya Günlüğü