Sosyal medyada “savaş”

Ülke olarak dış haberlerden uzak dururuz, hatta lafı dolandırmadan söyleyelim hiç sevmeyiz.

Bu bir yorumdan çok hem gazetecileri hem de toplumu kapsayan gözleme dayalı bir dış haberci tespiti.

Dış haberler sadece başka bir ülkede sansasyonel bir olay, örneğin önemli bir politikacıya suikast, uçak kazası, yıkıcı bir deprem, ünlü bir sinema oyuncusunun olaylı boşanması ya da ABD ile İsrail’in İran’a saldırması gibi olaylarda dikkatimizi çeker.

İç politikanın her gün yeni bir olay eklenen gündeminden yorulan ve zor yaşam koşullarında ayakta kalmaya insanların normal zamanlarda dış haberlere ilgi duymaması belki anlaşılır. Ama bilgi dağarcığını sürekli genişletmesi gereken gazetecilerin neredeyse tamamı da dış haberlerde uzak durur. O kadar ki, günümüzün bilgi çağında bile dış haberciler medyanın “üvey evlatlarıdır.” Türk basınında “dış haberciliğin babası” kabul edilen rahmetli Sami Kohen’in Milliyet’in dış haberlere sayfa ayırmasını sağlamak için kendi gazetesinde resmen savaş vermesi gerekmiştir.

Yanı başımızdaki savaş gibi önemli bir olay patlak verdiğinde normalde dış haberlere uzak duran gazetecileri bir telaş alır. Gündem dışı kalacak bir konuda yazmak ya da gündem olan ama bilmediği sularda yüzmek ikilemi ile karşıya karşıya kalırlar. İkincisi ağır basar ve herkesin gözü kulağı savaşta olduğu için ama gazetedeki köşesinde ama sosyal medyada hesabında savaşla ilgili kaynağını yazmaya tenezzül etmedikleri haberler paylaşmaya ya da yorumlar yapmaya başlarlar. İroniktir bir durumdur bu: Başkentinin Tahran olduğu dışında hiçbir şey bilmedikleri İran hakkında atıp tutmaya başlarlar. Onları takip edenlerin çoğu da İran’a yabancı olduğu için klavyelerinden keramet döküldüğü sanılır. Ama az da olsa İran’ı bilen birileri çıkıverir ve hadlerini bildirir.

Etkileşim ve takipçi artırma peşindeki sosyal medya kullanıcıları için de durum farklı değildir. Gözlerini bilgisayar ekranından ayırmadan haber ajanslarını, siteleri ve uzmanların hesaplarını takip eder, her önemli gelişmeyi kaynak belirtmeden, sanki kendi çabalarıyla öğrenilmiş bir bilgi gibi paylaşırlar.

Bu tür hesapların ve zaman zaman gazetecilerin en çok düştüğü hata sansasyonel savaş videolarını ve fotoğraflarını paylaşmaktır. Oysa bu görüntülerin belki de yüzde 90’ı yapay zekâ ürünüdür. Bu yüzden, örneğin İsrail’e ya da Bahreyn’e düşen İran füzesiyle ilgili paylaşımların altı “grok bu doğru mu” diye soranlarla doludur. Bu tür paylaşımları yapanlar ya doğruluğunu araştırmayacak kadar tembeldir ya da doğru olmadığını bile bile dikkat çekmeye çalışıyordur.

Zaten normalde bile savaş demek yalan ve propaganda demektir.

Şimdi buna bir de sosyal medya yalanları ve cehaleti eklendi.

Not: Görsel yapay zekâyla oluşturulmuştur.

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:


© Medya Günlüğü