Bulutlarla yaşayan insanlar
“Şavşat’ta bir köylü, kovuğunda ayı ailesinin yaşadığını bilmediği bir ağaca tırmanır ama dikkatsizlik sonucu düşer.
Yavrularının tehlikede olduğunu düşünen ayı köylüye saldırır.
Ağır yaralanan köylü mucize eseri kurtulsa da hastaneye kaldırıldığında durumu çok kritiktir. Doktorlar hayatta kalmasının olanaksız olduğunu düşünür ama çıkmadık candan umut kesilmez misali Artvin’e nakleder.
Artvin Devlet Hastanesi doktorlarından İsmail Erdem de Şavşatlıdır. Hemşehrisini yaşatmayı görev bilir, iki ay boyunca yoğun bakımda yatan köylüyü aralıklarla defalarca ameliyat eder.
İki ayın sonunda köylü gözlerini açtığında ağzından çıkan ilk cümle şu olur:
“Avi (ayı) haklıydı!..”
10-15 yıl önce yaşanmış bu olayı aktaran Fatoş Bilgin sözünü, “Şavşatlılar işte bu kadar saf insanlar” diye bağlıyor.
İlçenin gayriresmî “muhtarı”, halkın “Fatoş ablası” Bilgin, Artvin’de, özellikle de Şavşat’ta son derece gelişmiş çevre bilincinin en kararlı temsilcilerinden.
Görmemiş olanlar için Şavşat’ı kısaca “orman denizi” diye anlatmak mümkün. Nereye baksanız ladin, sarıçam, kayın, göknar, gürgen, tüylü huş, söğüt ve diğer ağaçlar birbirlerine omuz vermiş, yöreye özgü bitkilerle Türkiye’nin en zengin florasını oluşturmuş. 872 bitki türünden 216’sı halk tarafından ilaç, çay, gıda veya ticari amaçlarla kullanılıyormuş.
Fatoş ablanın rehberliğinde, Moskova yıllarında tanıştığımız 30 yılı aşkın dostlar kardeşi Selim, eşi Filiz, Rusya’dan ithal “minik canavar” köpekleri Yosef ve benim gibi misafir gelen Önder Tekeli ile başlıyoruz Şavşat’ı adım adım gezmeye.
(Soldan sağa) Önder Tekeli, Filiz, Selim, Fatoş Bilgin ve Yosef
İnanması güç ama ilçenin 1.317 kilometrekarelik yüzölçümünün neredeyse yarısı, yüzde 42’si ormanlarla kaplı. Tarım arazileri ve mera alanları da eklendiğinde başınızı nereye çevirseniz en açığından en koyusuna yeşilin bütün tonlarıyla karşılaşmanız tesadüf değil.
Fatoş abla bizi öyle değişik, öyle güzel yerlere götürüyor ki fotoğraflayalım mı, yoksa olağanüstü manzarayı içimize mi çekelim şaşırıyoruz. Gerçek şu ki, yeşil içinde yüzen Şavşat Türkiye’de daha önce gördüğümüz hiçbir yere benzemiyor.
Artvinli Milletvekili Uğur Bayraktutan yıllar önce Hürriyet’te yayımlanan bir söyleşinde, “İsviçre’yi gördüm. Alpler’i gezdim. Artvin’in İsviçre’ye benzediğini söylerlerdi ama bence İsviçre Artvin’e benziyor” demiş.
Fatoş ablanın “agresif sürücü teknikleri” denediği aracıyla Şavşat’ın dar ve virajlı yollarından 2100 metreye, son zamanlarda adı haberlerde de çıkan Bazgiret Köyü’ne varıyoruz. Girişte bizi “Dağ, dere, orman bizim”pankartı karşılıyor. Bazgiret Gürcüce bir kelime olduğu için 1925 yılında köye........
