Bir gazetecinin internetle savaşı
Aşağıdaki yazı Medya Günlüğü’nde ilk olarak 2017 yılında yayınlandı. Yazıda anlatılanların çoğu büyük olasılıkla günümüzde de geçerlidir ama okuyacağınız lira tutarların dokuz yıl önceye ait olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Günümüzde bilgiye en çabuk yoldan ulaşmamızı sağlayan internet konusunda çok şanslı insanlarız, istersek ADSL, istersek fiber, istersek ışık hızı, dilersek limitsiz kota parmaklarımızın ucunda.
İnternet sağlayıcıları bize sınırsız olanaklar ve avantajlar sunuyor; anahtar teslim kurulum mu, emriniz olur, bedava aktivasyon mu, hayhay, üstelik bunu göz açıp kapayıncaya yapıyorlar, maksat internetsiz vatandaş kalmasın!..
Yukarıda yazılanlara katılmıyorsanız, şansınıza küsün, demek siz şansızlardansınız.
Ama merak etmeyin, kesinlikle yalnız değilsiniz!
Çünkü yukarıda anlatılanlar aslında bizim inanmamız istenen sanal gerçekler, oysa Türkiye’deki internet dünyası göstermeye çalıştıkları gibi toz pembe değil.
İşte, eksiği var fazlası yok, bir gazetecinin son üç ayda yaşadıkları, sabrınız yeterse buyurun okuyun:
Gazeteci birkaç ay önce, tam olarak 24 Eylül’de oturduğu evi değiştirdi. Eski evinde Superonline’ın ADSL’ini kullanıyordu. Aslında aksilikler taşınmasından önce başladı, 10 gün kadar internetsiz kaldı, nedeni bir kablodaki temassızlıktı, Superonline bu basit sorunu defalarca şikayet yapılmasına rağmen zar zor çözdü. Maceranın bu bölümünü kısa kesiyoruz çünkü asıl hikayemiz uzun
Gazeteci daha taşındığı gün Superonline’ı aradı, yeni adresini verdi, nakil başvurusunda bulundu. Yedi iş günü içinde nakil işleminin tamamlanacağını söyledikleri için sabırsızlıkla beklemeye, bu sırada internete cep telefonundan bağlanmaya başladı.
Beklenen telefon bir kaç gün sonra geldi ama haber tatsızdı:
– Yeni taşındığınız adreste altyapı olmadığı için nakil işlemini şimdilik gerçekleştiremiyoruz.
– Türk Telekom’un altyapıyı tamamlamasını bekleyeceksiniz.
İşkence işte böyle başladı…
Telekom ekiplerinin apartmana gelip gittiğini ve çalıştığını öğrenince biraz rahatladı gazeteci, gerçi her gün cepten saatlerce internete bağlandığı için Vodafone’u zengin etmeye başladığının da farkındaydı tabii.
Aslında “b” planı olarak cepte WIFI seçeneği vardı ama evde internete oranla hem kota düşük hem de fiyat çok yüksekti.
Eylül ve ekim ayı böyle geçti.
Sonunda apartman görevlisi Hamdullah gazeteciye müjdeyi verdi:
– Abi gözün aydın, altyapı tamam.
Eşeğini kaybedip yeniden bulmanın mutluluğu içinde Superonline’ı aradı, nakil başvurusunu hatırlattı. Kuralı biliyordu: Yedi iş günü.
Birkaç gün geçti, Superonline’dan aradılar ve gazetecinin başından kaynar sular döken haberi verdiler:
– Telekom’un fiber altyapısı olduğu yerde biz hizmet veremiyoruz!
– Haydaaa! Ne olacak peki?
– Teknik sorunlar nedeniyle aboneliğinizi ücretsiz iptal edebilirsiniz!
Yamaçtan aşağı yuvarlanan kar topu gibi sorunlar giderek büyüyordu.
11 Kasım’da Türk Telekom’a internet başvusunda bulundu, yeniden beklemeye başladı. Birkaç gün ses çıkmayınca Telekom Çağrı Merkezi’ni aradı:
– Size kargoyla sözleşme gönderiyoruz, onu imzalayıp getiren kuryeye teslim etmeniz gerekiyor.
Sözleşmeyi neden kurye getiriyordu ki?
Ertesi gün gerçekten kurye sözleşmeyi getirdi, gazeteci nereden gönderildiğine bakınca gözlerine inanamadı: Gaziemir, İzmir. Yani İstanbul’daki internet bağlantısının sözleşmesi kuryeyle İzmir’den gönderilmişti.
Ağlamayan çoğuğa meme verilmediğini bildiği için artık “ciyaklamaya” karar verdi, Twitter’dan Telekom’u etiketleyerek bir mesaj yazdı. Kısa süre sonra temas kurdular, “Sorununuz nedir yazın lütfen” dediler. Tarih 16 Kasım’dı.
Hem........
