Savunma sanayinde hatırlatma: O temel ne zaman atıldı?..
Türkiye’de siyasetin en sevdiği sporlardan biri, tarihi kendisiyle başlatmaktır. Hangi taşı kaldırsanız altından “bizden önce yoktu, biz yaptık” retoriği çıkar. Son günlerde savunma sanayi üzerinden yürütülen tartışmalara bakınca, insan ister istemez hafızasını şöyle bir yoklama ihtiyacı hissediyor.
Gelin, şu 1923’ten 2003’e kadar olan döneme, hamasetten uzak, gerçeklerin soğuk yüzüyle bir bakalım. Zira bugün göklere çıkarılan o İHA’ların, SİHA’ların, milli gemilerin motorunun çalışması için gereken yakıt, aslında 80 yıllık inişli çıkışlı bir birikimin ürünüdür.
Cumhuriyet’in ilk yılları… Genç devletin “kendi göbeğimi kendim keserim” iradesi. Ankara’ya taşınan MKE’nin, SSCB teknolojisi ve yardımıyla üretime başlamasına kadar gidebiliriz. Şakir Zümreler, Nuri Killigiller, Kayseri’de uçak fabrikaları… O dönemki vizyon, bugünkünden çok daha “yerli” ve çok daha “milli”ydi aslında. Ama ne oldu? 1950 sonrası o meşhur “Küçük Amerika” olma hayalleri ve NATO şemsiyesinin getirdiği rehavet. “Amerikan yardımı varken üretmeye ne gerek var?” kolaycılığı, o fabrikaların kapısına kilit vurdurdu, uçak fabrikaları traktör tamirhanesine döndü.
Ta ki 1974’e kadar.
Kıbrıs Barış Harekatı ve ardından yediğimiz o meşhur Amerikan ambargosu… “Kötü komşu insanı ev sahibi yapar” misali, başımızı taşlara vurduğumuz o an. İşte bugünkü savunma sanayiinin asıl doğum sancısı o gün başladı.........
