Satrançta hamle sırası kimde? Suriye, İran ve Venezuela üçgeni |
Yeni yıla, baş döndürücü bir dış politika gündemiyle girdik. Önce ABD’nin Venezuela’ya yönelik, uluslararası hukuku hiçe sayan o cüretkar hamlesini deneyimledik. Hemen ardından Suriye’de sular yeniden ısındı, İran’da ise sokaklar hareketlendi. Tüm bu başlıklar birbirinden bağımsız gibi görünse de, aslında küresel satranç tahtasında aynı oyunun farklı cephelerini işaret ediyor. Gelin, bu sıcak gündemi mercek altına alalım.
Suriye’de “barış” ve “güvenlik” paradoksu
Suriye sahası son günlerde yeniden alevlendi. Suriye ordusu ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasındaki çatışmalar, 10 Mart mutabakatının fiilen çöktüğünü gösteriyor. Sivillerin zarar gördüğü, göçlerin yaşandığı bu tablo, Ankara için de kritik bir sınav niteliğinde.
Türkiye’de bir yandan içeride bir “barış süreci” yürütülüyor, devletin en üst kademeleri bu sürece kredi açıyor. Ancak aynı anda sınırın hemen güneyinde, PKK/YPG denklemi üzerinden bir güvenlik tehdidi algısıyla hareket ediliyor. İlk bakışta bu durum çelişkili görünebilir. Kendi elimizle ihraç ettiğimiz Kürt sorununun, şimdi o coğrafyadan bize tehdit olup olmadığına dair bir süreçten geçiyoruz.
Burada asıl mesele, SDG’nin Şam rejimine entegre olup olmayacağıdır. Halep’te yaşananlar ile Fırat’ın doğusundaki dinamikleri birbirinden ayırmak gerekiyor. Halep’teki çatışmalar, Suriye’nin tek parça kalması sürecini zehirleyecek ve siyasi çözümsüzlüğü derinleştirecek bir potansiyele sahip.
ABD’nin son ana kadar sessiz kalıp, ardından tarafların elini bırakması manidar.........