Riyad’da “stratejik hizalanma” şovu: Gerçekler “Trump’ın vagonu”

Malumunuz Sayın Cumhurbaşkanı yine yollardaydı. İstikamet; bir zamanlar “katil” dediğimiz, sonra dosya devrettiğimiz, şimdi de “kardeş” olduğumuz Suudi Arabistan.

Dün yayınlanan o meşhur “Ortak Bildiri”yi okudunuz mu? Okumadıysanız çok şey kaçırdınız. Zira metin, bir diplomasi belgesinden ziyade, “Biz artık her konuda anlaştık, ne olur bizi ciddiye alın” diye bağıran bir aşk mektubunu andırıyor.

Normalde bu tür ziyaretlerden sonra “Ekonomik ve Teknik İş Birliği” anlaşması çıkar, iki imza atılır, konu kapanır. Ama yok, bu seferki başka. Metin o kadar uzun ki, sanırsınız Yeni Dünya Düzeni Riyad’da kuruluyor. Neymiş efendim? Sadece ticaret değilmiş; savunma, enerji, dış politika, bölgesel güvenlik… Yani diplomatik tabirle tam bir “hizalanma” (alignment) durumu. Türkçesi: “Suudiler ne derse, biz de oradayız, biz ne dersek Suudiler de orada”

Gelin şu “Jeopolitik Manifesto”nun satır aralarına, o süslü cümlelerin altına süpürülen gerçeklere bir bakalım.

Bildirinin en “bomba” maddesi şüphesiz 28. madde. Türkiye ve Suudi Arabistan, “Suriye hükümetinin çabalarını” takdir ediyorlarmış. “30 Ocak Ateşkes ve Entegrasyon Anlaşması”ndan bahsediliyor. Mesele, Ankara’da “sınır güvenliği”, “terör koridoru” diye biliyorduk, meğer Riyad’ta ortaya çıktığı üzere asıl mesela Şam’ın “entegrasyon” çabalarıymış. İşte bu entegrasyonun, bizim sınır güvenliği sorunumuzu sona erdirecekmiş.

İşin en ironik kısmı ne biliyor musunuz?

Bildiride, İsrail’in işgal altındaki Suriye topraklarından (Golan Tepeleri) derhal çekilmesi isteniyor.........

© Medya Günlüğü