We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türk eczacılığında strateji sorunu

2 0 0
02.03.2021

Kuşkusuz insanlık tarihi büyük var oluş ve yıkılışlar yaşayarak adeta feleğin çemberinden geçerek bugünlere geldi. İnsanın nasıl bir evrimleşme süreci ile bugünlere ulaştığına dair onlarca kitabı okuma fırsatım oldu. Her ne kadar yazıldığı dönemde öne sürdüğü tezler an itibariyle yeni bulgu ve bilgiler ile güncellenmiş olsa da beni en çok etkileyen kitap, İlin ve Segal'in ortak çalışması olan İnsan Nasıl İnsan Oldu isimli kitaptır. Kitabın arka kapağında yazarlar insanlığı tanımlarken onu, yeryüzünü istediği gibi değiştiren; denizleri birleştiren; çölleri sulayan bir ‘dev’ olarak tanımlar. Yazarların bu ‘dev’ metaforu, insanın dayanışma kültürüne vurgu yaparak acımasız tabiat şartlarına rağmen kurdukları medeniyeti açıklamaya yöneliktir.

Biraz fazla iddialı bir yaklaşım mı olacak bilmiyorum. Türk Eczacılığının geçmişten bugüne yaşadığı tecrübeleri ve atlattığı onlarca badireyi düşündüğüm zaman ben mesleğimizin bu zor şartlara rağmen hâlâ ayakta kalabilmesini, İlin ve Segal'in vurgulamaya çalıştığı dayanışma kültürüne bağlıyorum. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi onlarca yıllık eczacı örgütleri, kooperatifler, yardımlaşma sandığı, kurulan sıralı dağıtım sistemleri bu dayanışmanın birer yansıması olarak var oluşunu sürdürüyor. Kapitalizmin bugünkü acımasız Emperyalizm evresinde varlığımızı işte bu dayanışmanın neticesinde oluşturduğumuz yapılara borçluyuz.

Ancak 2000'li yıllara baktığımız zaman, Türk Eczacılığının bir durgunluk evresine girdiğini söyleyebiliriz. Hiç kuşku yok ki bunda daha önce de belirttiğim gibi Türkiye'de ilaç üretiminde biz eczacıların yer almaması ya da yok denecek kadar az rolü olması yatmaktadır. Neo-liberal politikaların ülkemizde bu yıllarda yaygınlaşması ile beraber meslek örgütlerinin de politika üretme konusunda yetersiz bir noktaya doğru evrildigini gördük.........

© Medikritik


Get it on Google Play