We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

21. yüzyıla bırakılan kötü miras: Mobbing

1 0 1
22.02.2021

Mobbing ( İngilizcesi yıldırma ) kavramı, dilimize İngilizceden girmiştir ve İngiliz dilinde “mob” kökünden (yasal olmayan biçimde şiddet uygulayan kalabalık veya “çete” anlamındadır.) gelmektedir. Latince mobile vulgus: kararsız, kalabalık, şiddete yönelmiş topluluk anlamındadır, buradan mobbing türemiştir. İngilizcede mobbing sözcüğü ise bir eylemi bildirir. Bu eylem: Psikolojik şiddet, kuşatma, topluca saldırma, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamlarını içerir. Psikolojik tacizin işyerinde yaşanmasıdır. Mobbing diyebilmemiz için tacizin sürekli olması ( en az 6 ay ), kasıtlı olması, çalışanı işyerinden uzaklaştırmayı amaç edinmesi ve sistematik-tekrar eden olması gereklidir. Mobbing, anlık öfke olayını içermez, yani kişilerin işyerinde bir anlık öfke ile bir defa yaptıkları tartışma mobbing kapsamına girmez. Mobbing yapan kişi üst amir de olabilir, aynı eşdeğerde başka bir işçi de olabilir. Genelde en fazla mobbinge uğrayanlar, sağlık çalışanları, öğretmenler, ev çalışanlarıdır. İşyerine yeni girmiş bir çalışanın mobbinge uğrama riski, eskilere göre daha fazladır.

Lütfen bu yazılanları dinlerken veya okurken mobbingin içine girin ve sizin için böyle bir saldırının olup olmadığını düşünün.

20. YÜZYILIN SON DÖNEMLERİNDEN 21. YÜZYILA BIRAKILAN KÖTÜ MİRAS: MOBBİNG

Yıldırma (mobbing) kavramı, henüz 20. yüzyıla ait bir kavram (1984). Kavramı Ortaya atan ilk kişi Dr. Heinz Leymann isimli bir İsveçlidir. ilk kez 1984’de İsveç’de “İş Hayatında Güvenlik ve Sağlık” konulu bir raporda Heinz Leymann tarafından ortaya atılmıştır. Dr. Heinz Leymann, mobbing terimini iş hayatındaki baskı, şiddet ve yıldırma hareketlerini tanımlamak için kullanmış ve “Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişiye yönelik olarak düşmanca ve ahlak dışı yöntemlerle sistematik bir biçimde uygulanan psikolojik bir terördür.” şeklinde tanımlamıştır. Eğer bu terör okulda ise okul örgütleri için “bullying”, işyerleri için ise “mobbing” kelimesi kullanılır. Kanun haline gelmesi, yasalara girmesi yani resmiyet kazanması için ise neredeyse 10 sene sonra oldu. İsveç’te 1993 yılında çıkarılan ‘İşyerinde Kişilerin Mağdur Edilmesi’ adlı kanunla da ilk kez yasal bir durum haline gelmiştir.

Mobbing uygulandığı kişide ruhsal sıkıntı yaratsa da aslında, mobbing uygulayan kişi veya topluluğun da ruhsal olarak normal olduğunu söylemek imkansızdır, hastalıklı bir ruh halinin tezahürüdür. Hastalıklı bir ruh haline sahip kişi veya topluluk, nasıl sağlıklı idare ve yürütme görevini yapabilir? Bu da imkansızdır.

Alt ve üst pozisyonların belli olduğu hiyerarşik yapılanmış gruplarda daha üst mercilerin, bu grupları kontrolünün zayıf olduğu işyerlerinde, ya da mobbingin görmezden gelindiği kurumlarda, mobbingin hatalı olarak işyerinde disiplin sağlama olarak algılandığı kurumlarda, Maalesef mobbing tüm acımasızlığıyla ortaya çıkmaktadır.

Bu acımasız yıldırma harekâtı, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine ruhsal yollar kullanılarak, uzun süreli ve sistemli baskı uygulaması, duygusal saldırı yapması ve kişiyi neredeyse yaşantısından bezdirmesi ile kendini kurumda gösterir.

Mobbing çok değişik metotlar kullanır. Bunlara birkaç örnek verirsek: Haksız yere suçlama, dedikodu yoluyla saygınlığını zedeleme, küçük düşürme ve hatta fiziki müdahale ile doğrudan veya dolaylı yoldan şiddet uygulayarak, bir kişiyi işi bırakmaya zorlayabilir. Mobbing asla iyi niyet barındırmaz, kötü niyetli bir eylemdir.

“Yıldırma” yani mobbing, günümüzde kurumların verimini düşürmekte, gelir kaybına neden olmakta, kurumun liyakatsiz kişilerin eline geçmesine hizmet etmekte, hatta kurum'un çökmesi vakalarına neden olduğu için, artık tüm toplum hatta kurum sahipleri bile bu konuya daha da önem vermektedirler.

Son yıllarda özellikle Hukuk, buradaki mağduriyetler ile ilgili bir çalışma sahası açmış, her geçen gün de bu sahada iş hacmi artmaktadır. Öte yandan sosyoloji bilimi de, psikiyatrinin de yardımını alarak konuyu toplumsal rahatsızlık olarak çalışma sahasına almıştır.

Ülkemizde ise yukarıda saydığımız kurum zafiyetleri ( üst mercilerin, mobbing uygulayan grupları denetlemesinin zayıf olduğu veya hiç olmadığı işyerleri,ya da mobbingin görmezden gelindiği kurumlarda, mobbingin hatalı olarak işyerinde disiplin sağlama olarak algılandığı kurumlarda ) nedeniyle konuya batı toplumlarındaki kadar ilgi gösterilmemektedir.

Beş grup Mobbing davranışı........

© Medikritik


Get it on Google Play