Cesaret değil, cesaretsizlik pahalı |
Cannes Lions geçtiğimiz bahar aylarında The State of Creativity 2025 raporunu yayınlamıştı. Binden fazla marka lideri ve kreatifle yapılan global araştırma, sektörün kalbine dokunan -bizim de sizlerle konuşmalarımızda bizimle paylaştığınız bir meseleye işaret ediyordu: Yaratıcı özgüven.
Rapora göre yaratıcı özgüven; yani, cesur ve özgün fikirlerin iş sonuçlarını büyüteceğine olan inanç, iki temel nedenle zayıflıyor: Yüksek kaliteli içgörü üretilememesi ve kültürel çevikliğin kaybı. Başka bir deyişle, fikir var ama derinlik yok; hız var ama bağlam eksik.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri riskle ilgili. “Yaratıcı risk alma”yı normları zorlayan, alışılmadık ve izleyiciyi beklenmedik şekilde yakalayan fikirler olarak tanımlayan rapora göre, markaların yalnızca yüzde 13’ü kendini risk almaya açık görüyor. Buna karşılık yüzde 29’u, açıkça “yüksek derecede riskten kaçınan” markalar olduğunu söylüyor.
Oysa aynı raporda paylaşılan Deloitte araştırmaları tabloyu netleştiriyor: Yaratıcı risk alan markalar dört kat daha yüksek kâr marjı elde ediyor. Uzun vadeli gelir artışı görme olasılıkları ise yüzde 33 daha fazla. Cesaret pahalı değil. Cesaretsizlik pahalı.
Raporda yaratıcı özgüvenin önündeki ilk büyük engel içgörü kıtlığı olarak tanımlanıyor. Markaların yüzde 51’i, ellerindeki içgörülerin cesur fikirler üretmek........