Güvenin felsefesinden güvenin yönetimine |
Söz artık yetmiyor. 2016 yılında Uber, 57 milyon kullanıcı ve sürücüsünün kişisel verilerinin çalındığını öğrendi. Şirketin yönetimi bu ihlali kamuoyuna bildirmek yerine hackerlara 100 bin dolar ödeyerek olayı örttü. Aradan bir yıl geçti, ne bir açıklama ne bir uyarı. Ta ki konu 2017’de basına sızana dek. Üstelik tüm bunlar yaşanırken Uber, kullanıcı güvenini ve mahremiyeti ön plana çıkaran mesajlar vermeye devam ediyordu.
Bu hikâye artık bir istisna değil. Yapay zekâ içerikleri, deepfake videoları ve sosyal medyanın anlık denetim gücü, “güven söylemi” ile gerçek davranış arasındaki her tutarsızlığı hızla gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar markalar hakkında ne söylendiğine değil ne yapıldığına bakıyor. Ve bu, kurumsal iletişim için çok şeyi değiştiriyor.
Sessizlik de bir mesaj
Türkiye’de markalar kamusal tartışmalardan giderek çekiliyor; CEO’lar ve yönetim kurulu başkanları görüş bildirmekten kaçınıyor. Sosyal medyada beklenmedik tepki dalgalarına baktığımızda bu temkinli olma hali kolayca anlaşılabilir. Ama sessizliğin de bir iletişim biçimi olduğu unutulmamalı. İnsanlar, paydaşların kullandığı bu sessizlik dilini, ne söylediklerini sandığımızdan daha net okuyorlar.
Edelman Güven Barometresi (Edelman Trust Baramoter, 2025) her yıl kurumsal liderlere, hükümetlere ve medyaya duyulan güvenin erozyon içinde olduğunu belgeliyor. Güven krizi artık bireysel skandalların ötesinde sistemik bir sorun. Türkiye de bu tablodan nasibini alıyor.
Paydaşlar artık anlık denetçi
Kurumsal değerleri güzel bir logoya ya da yıllık........