Partilerin çözüm süreci raporları ne anlatıyor?

Meclisteki komisyonun, iktidar partilerinin ya da egemen sınıf partilerinin yeni çözüm sürecinden anladığının, çözüm sürecini bizim gibi Kürt halkının en temel haklarını kazanacağı bir dinamik süreç olarak görenlerin anladığından bambaşka gördüğü çok açık. AKP, MHP veya CHP’nin raporu bu yüzden Dem Parti’nin hazırladığı rapora benzememesi.

Sürecin adlandırılmasında açığa çıkan farklılık elbette raporlara da yansımak zorundaydı. Sadece AKP’nin raporunda milli birlik ve kardeşlik vurgusunun öne çıkması değil; sürecin en başından beri esas olarak “terörsüz Türkiye” çerçevesinde kısıtlanmaya çalışılması ve silah bırakmaya indirgenmesi iktidar bloğunun belirgin eğilimi. İmralı’dan şubat ayında yapılan çağrı barış ve demokratik toplum çağrısı iken, çözüm sürecini devlet kanadı “terörsüz Türkiye” olarak adlandırıyordu.

Raporlar arasında büyük farklar var

Bu açıdan, komisyon içindeki AKP ve MHP’nin kendi raporlarında ana dil hakkına, yerel demokrasiye, kayyım politikalarına ve siyasal temsil gibi bir dizi konuya yer vermemeleri şaşırtıcı olmadı. Ama bu hem sürecin nasıl ilerleyeceği hem de ortak bir raporun nasıl şekilleneceği konusunda bir dizi sorunun açığa çıkmasına neden oluyor. AKP ve MHP “Önce tasfiye sonra eve dönüş” mantığına sahipler ve PKK Suriye’deki silahlı güçler dahil tüm unsurlarıyla tasfiye olmadan ne eve dönüşün ne de zayıf da olsa bir reform hamlesinin mümkün olmadığını ilan ediyor. AKP raporunun MHP’ninkinden tek farkı, birincisi cumhuriyet tarihinin Kürt meselesi açısından düzeltilmesi gereken yanlarına vurgu yaparken ikincisi ise sorunun esasen terör kaynaklı olduğunu savunuyor.

Süreci devletin sıkıştırmak istediği alan tam da burası. Bu süreç en başından beri otoriter bir baskıyla ilerliyor. Derin nefes alabildiğimiz, keyfini çıkartabildiğimiz, özgürlüğün sınırlarının genişlediği bir çözüm süreci yaşamamızın önünde ciddi ve otoriterleşmeye bağlı engeller var. Partilerin raporlarına yansıyan da bu durum ve bu duruma yönelik tepkiler.

Örneğin CHP’nin raporu sorunu “hukuk devleti krizi” olarak tanımlıyor ama Kürt sorununun somut olarak nereden kaynaklandığını ve nasıl bir çözümün gerekli olduğunu ele almıyor. Ne PKK üyelerinin eve dönüşü ne de Suriye’deki gelişmeleri nasıl ele aldığı belli. Soruna “Kürt sorunu” bile diyemediği için sorunu bir müzakere süreci olarak değil “devletin kendi koyduğu kurallara uyması gereken bir “normalleşme” süreci olarak ele alıyor.

AKP-MHP ve CHP raporların esas olarak gerçeği ıskalaması, PKK olmasaydı Kürt sorunu bugünkü halinde olmazdı imasına sahip olması ve........

© marksist.org