İran’a savaş ilan etmek

İran’a savaş ilan etmek
Dünya siyasetinin ahlaki değerlerden arındığı, gücün hukuku ezdiği sancılı bir dönemden geçiyoruz. Ben şahsi olarak siyasi tartışmalardan uzak durmaya gayret etsem de, bugün bölgemizde ve özellikle komşumuz İran üzerinden kurgulanan oyunlar, vicdan sahibi her Müslüman gibi beni de derin bir tefekkür ve endişeye sevk etmektedir. ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan fütursuz eylemleri, sadece bir devletin değil, topyekûn bir coğrafyanın kaderini hedef almaktadır. Bugün Gazze’de dökülen her damla kanın arkasındaki asıl müsebbib ABD’dir; zira Batı’nın sınırsız desteği olmasaydı, İsrail bu cüreti asla kendinde bulamazdı. Yarım asırdır silah sanayiine yapılan yatırımların bugün bir kıyım makinesine dönüşmesi, meselenin ne denli planlı olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bugünlerde ABD’nin İran’a yönelik saldırı sinyalleriyle birlikte, İslam aleminde eş zamanlı olarak "Şii-Sünni" ihtilafının yeniden alevlendirilmesi tesadüf değildir. Birileri belli merkezlerden komut almışçasına, tozlu raflardaki mezhep çatışmalarını gün yüzüne çıkarmaya başlamıştır. Emperyalist füzeler İslam topraklarını vurmadan önce, "alim" maskesi takmış bazı şahıslar kalemleriyle tefrika tohumları ekerek manevi bir yıkım başlatmışlardır.
Tarih, bu senaryonun daha önce defalarca sahnelendiğine şahittir. Osmanlı’nın son döneminde İngiliz istihbaratının İslam coğrafyasındaki en büyük silahı mezhepçilik olmuştur. İhsan Süreyya........

© Mardin Life