Ey Hacı!
Muhammed Zahir Yıldız
Düşün ki; Mekke’deki menasiklerini bitirdikten sonra, Resulüllah’ı ziyarete gitmelisin. Kâbe’ye yönelip “Lebbeyk Allahumme Lebbeyk” diye Allah’a söz verdin. Sonra, bu sözüne Resulüllah’ı şahit tutmak için Medine’ye gitmelisin.
Bu arada, yol boyunca peygamberimizi ve onun o sadık dostlarını tefekkür etmelisin. Onlar ki, bu şehirden karınları aç ve yaşlı gözlerle ayrılmışlar, çoğu hanımlarını ve çocuklarını geride bırakarak gitmişlerdi. Peygamberimiz Mekke’ye nazır bir tepede durup yaşlı gözlerle Mekke’ye bakmış ve “Ey Mekke! Sen benim için çok kıymetlisin ama ne yapayım senin sakinlerin ve sende yaşayan halk benim için yaşama ve barınma imkânı bırakmadılar” demişti.
Onların bu hasretliklerini ta yüreğinde duymalı ve özlemlerini anmalısın. Peygamberimizin evinde ve onun yatağına uzanmış imam Ali (kv) efendimizi tefekkür etmelisin. Hani, o düşmanlarını yanıltmak için ölümüne peygamberimizin yatağına yatmıştı.
Bu şehrin semalarında hala sesleri yankılanan, hunharca katledilmiş Sümeyye ve Yasir’in çığlıklarını hissetmelisin. Esma binti Eba Bekir’i düşünmelisin. Hayatının baharında, arkasına koyunlarını takarak mağaraya süt götürmüştü. O mağarada, Peygamberimiz ve Esma’nın babası Hz.........
